11.14. HİDAYET

11.14.1. ALLAH’A VE ŞEYTANA ULAŞTIRAN YOLLAR

Allahû Tealâ hidayeti Kur’ân-ı Kerim’de ulaşma, vasıl olma anlamında iki ayrı istikamette beyan buyurmuştur. 

1. Allah’ın yoluna ve Allah’a hidayet olma,

2. Cehennem yoluna ve şeytana hidayet olma, söz konusudur.

Hidayeti ve dalâleti dilemek kişinin cüz’i iradesine bağlıdır.

76/İNSÂN (DEHR)-3: İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiren ve immâ kefûrâ(kefûren).
Muhakkak ki Biz, onu (Allah'a ulaştıran) yola hidayet ettik. Fakat o, ya (Allah'a ulaşmayı diler) şükreden olur, ya da (Allah'a ulaşmayı dilemez) küfreden olur. 

Allah’ın yoluna ve Allah’a hidayet olma, sıfırdan pozitif istikamette Allah’a kadar ulaşan yol olan Sıratı Mustakîm yoludur. Bu yol Allah’a hidayet eder, ulaştırır. Sıratı Mustakîm Allah’a ulaşır ve Allah’ta son bulur.

53/NECM-42: Ve enne ilâ rabbikel muntehâ.
Ve münteha (sonunda dönüş), mutlaka Rabbinedir. 

22/HACC-67: Li kulli ummetin cealnâ menseken hum nâsikûhu fe lâ yunâziunneke fîl emri ved’u ilâ rabbik(rabbike), inneke le alâ huden mustekîm(mustekîmin).
Ve Biz, bütün ümmetler için mensek (tek bir şeriat) tayin ettik. Onlar, onunla (o şeriatle) amel ederler (etsinler). Öyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler (çekişmesinler). Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm (Allah'a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin. 

Cehennem yoluna ve şeytana hidayet olma, sıfırdan negatif istikamette şeytana kadar ulaşan yol olan sırat-ı cehîm yoludur.

37/SÂFFÂT-22: Uhşurûllezîne zalemû ve ezvâcehum ve mâ kânû ya’budûn(ya’budûne). 
Zulmedenleri ve onların eşlerini (zevcelerini) haşredin (biraraya toplayın)! Ve onların tapmış oldukları şeyleri (de). 

37/SÂFFÂT-23: Min dûnillâhi fehdûhum ilâ sırâtıl cahîm(cahîmi). 
Allah'tan başka (taptıkları). Artık onları cahîm (cehennem) yoluna hidayet edin (ulaştırın). 

Allahû Tealâ’nın emrettiği hidayet olan “Hüden Müstakîm” Allah’ın, Allah’a ulaştırdığı Sıratı Mustakîm üzerinde olmaktır.

6/EN'ÂM-71: Kul e ned’û min dûnillâhi mâ lâ yenfeunâ ve lâ yadurrunâ ve nureddu alâ a’kâbinâ ba’de iz hedânâllâhu kellezîstehvethuş şeyâtînu fîl ardı hayrâne lehû ashâbun yed’ûnehû ilâl hude’tinâ, kul inne hudâllâhi huvel hudâ, ve umirnâ li nuslime li rabbil âlemîn(âlemîne).
De ki: “Bize fayda ve zarar vermeyen Allah'tan başka şeylere mi dua edelim? Bizi Allah'ın hidayete erdirmesinden sonra, yeryüzünde şeytanların kandırıp, şaşkın bıraktığı, arkadaşlarının da “bize hidayete gel” diye çağırdığı kimse gibi topuklarımızın üzerinde geriye mi döndürülelim?” De ki: “Muhakkak ki, Allah'a ulaşmak, o, hidayettir ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.” 

Hidayet, Allah’a ulaşmaktır. İnsan ruhu Sıratı Mustakîm üzerinden Allah’a ulaşacak ve O’na teslim olacaktır. Ayrıca fizik vücudun da nefsin de iradenin de Allah’a tesliminin hidayet olduğu açıklanmaktadır.

11.14.2. MÜRŞİDİN GÖREVİ

Allah’a ölmeden evvel ruhunu ulaştırmayı dileyen kişinin, Kur’ân’daki İslâmda var olan 7 safha ve 4 teslimi yerine getirebilmesi gerekmektedir. Farz emir olan İslâm’ın 2. safhası Allah’ın tayin ettiği mürşide ulaşmaktır.

Allahû Tealâ insanları hidayete erdirmekle (Allah’a ulaştırmakla) görevli imamlar kılmıştır. Devrin imamı hidayete erdiren, mürşidler ise hidayete vesile olan Allah’ın görevlileridir.

32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için. 

Mürşide teslim olmadan Allah’a 4 teslimle teslim olmak, mümkün değildir. Allahû Tealâ mürşide ulaşmayan kişinin hidayete eremediğini, o kişilerin dalâlette kaldıklarını buyurmaktadır. 

18/KEHF-17: Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah'ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah'a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz. 

72/CİNN-14: Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).
Ve gerçekten bizden, (Allah’a) teslim olanlar da var ve bizden kasitun (kalpleri kasiyet bağlamış) olanlar da var. Artık kim (Allah’a) teslim olmuşsa işte onlar, irşad olmayı (nefsin ve iradenin teslimini) arayanlardır (dileyenlerdir). 

Gösterim: 496