11.15. ASR SÛRESİ

11.15.1. ÂMENÛ OLMAK

103/ASR-1: Vel asr(asri).
Asra yemin olsun. 

103/ASR-2: İnnel insâne le fî husr(husrin). 
Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır. 

103/ASR-3: İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabr(sabrı).
Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah'a ruhu ulaşıp Hakk'ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç. 

Vel Asr Suresi Kur’ân’ı Kerîm’in ruhudur. Bu sure bütün Kur’ân’ı Kerîm’i içine alır. İmâm-ı Şâfi “Kur’ân’ı Kerîm’in kaybolması mümkün değildir. Farzı muhâl kaybolsa VEL ASR Suresi tek başına Kur’ân’ı Kerîm’i muhtevîdir.” demiştir. 

Vel Asr Suresi 1. basamaktan 28. basamağa kadar bütün Kur’ân’ı Kerîm’i içine alır. 

İnsanların büyük bir kısmı gerçekleri bilmedikleri için heveslerine tâbî olmakta ve hüsrana düşmektedirler. 

23/MU'MİNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır. 

ÂMENÛ OLMAK

Kur’ân-ı Kerim’de âmenû olmak iki şekilde yer almıştır.

1. Salt Allah’a, meleklerine, kitaplarına, resûllerine, yevmil ahire, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ve ölümden sonra dirilmeye inanmaları sebebiyle âmenû olanlar. Bu şekilde âmenû olanlar kurtuluşa ulaşamaz.

2. Allah’a ölmeden evvel ruhunu ulaştırmayı dileyen kişi âmenû olmuştur. Allah'ı ulaşılması gereken bir sığınak kabul etmiştir.

Sahihi Buhari'de (47. hadis) Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e beyaz elbiseli biri geliyor ve “İmân nedir?” diye soruyor Peygamber Efendimiz (S.A.V); 

“1. Allah’a inanmak 

2. Allah’ın meleklerine inanmak

3. Allah’ın kitaplarına inanmak

4. Allah’ın resûllerine inanmak

5. Kıyâmette be’as edileceğine inanmak

6. Hayrın Allah’tan şerrin kendi nefsimizden olduğuna inanmak

7. Ölmeden evvel ruhunu Allah’a ulaştıracağına inanmak” buyuruyor. 

Allah’a ölmeden ruhunu ulaştırmayı dilemeye inanmak, âmenû olmanın başlangıcıdır.

2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar. 

Allah’a ulaşmayı dileyen kişi Allah'a ulasmak için “vesile” arar.

5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O'nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz. 

Bu vesile (mürşid) sayesinde onu hidayete ulaştıracak olan devrin imamına tâbî olur.

32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için. 

11.15.2. SALİH AMEL İŞLEMEK

İkinci 7 li basamak Allah’a dünya hayatını yaşarken ulaşmayı dileyen kişiye Allahû Tealâ 12 ihsan vererek mürşidine ulaştıracaktır. Mürşidine ulaşan kişiye 7 tanede ni’met verilecektir. Bu ni’metlerden biri de nefsin tezkiyeye başlamasıdır. Allah’a ulaşmak, Fatır Suresinin 18.ayet-i kerimesine göre, tezkiyeyle, salih amel, ıslâh edici amel, nefsi tezkiye edici amel işlemekle mümkündür.

18/KEHF-110: Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), fe men kâne yercû likâe rabbihî fel ya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ(ehaden).
De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beşerim. Bana sizin ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor. O taktirde kim Rabbine mülâki olmayı (ölmeden evvel Allah'a ulaşmayı) dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın ve Rabbinin ibadetine başka birini (bir şeyi) ortak koşmasın.” 

Nefs tezkiyesi ancak mürşide tâbî olmakla mümkündür. İnsanın nefsini tezkiye edecek olanlar ancak Allah’ın görevlendirdiği görevlilerdir

3/ÂLİ İMRÂN-164: Lekad mennallâhu alâl mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete, ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).
Andolsun ki Allah, mü'minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni'met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O'nun (Allah'ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler. 

62/CUMA-2: Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete, ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).
Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler. 

11.15.3. HAKKI TAVSİYE ETMEK

Hakk'ı tavsiye etmek, Hakk'a ulaşanların tavsiyesidir. Allah’a ulasamayanlar başkalarina tavsiye edemeyeceklerine göre, bu kişiler Hakk'a ulaşmış olanlardır.

78/NEBE-39: Zâlikel yevmul hakk(hakku), fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).
İşte o gün (mürşidin eli Hakk'a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah'a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm'i) yol ittihaz eder. (Allah'a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur. 

7/A'RÂF-181: Ve mimmen halâknâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn(ya’dilûne).
Ve yarattıklarımızdan bir ümmet vardır ki, Hakk'a (Allah'a) ulaştırırlar ve onunla adaletle hükmederler. 

İnsan ruhunu Allah’a ulaştırmak ise Allah’ın tayin ettiği yetkililer tarafından gerçekleştirilmektedir. Hakk'a ulaşmış olanlar da, Hakk'a ulaştıranlar da Hakk'ı tavsiye edenlerdir.

11.15.4. SABRI TAVSİYE ETMEK

Kim sabredenlerden olmuşsa ancak onlar sabrı tavsiye edebilirler. 

16/NAHL-127: Vasbır ve mâ sabruke illâ billâhi ve lâ tahzen aleyhim ve lâ teku fî daykın mimmâ yemkurûn(yemkurûne). 
Sabret! Senin sabrın sadece Allah iledir (Allah'ın tasarrufu iledir). Onların yüzünden mahzun olma ve onların kurdukları tuzaklar sebebiyle sıkılma (sıkıntı içinde olma). 

Sabır Allah’ın yardımıyla oluştuğuna göre Allah’ı zikretmekle, Allah’ı çok zikretmekle, Allah’ı daimî zikretmekle sabra ulaşrız. 

Gerçek sabır sahipleri ise velâyet kademelerinde ilerleyerek Allah’a 3 vücutlarını da teslim etmişlerdir. Daha sonra irşada ulaşan bu kişiler Tövbe-i Nasuh’la tövbe ederek salâh makamına geçmişler, salâh makamının 4. kademesinde iradelerini de Allah’a teslim ederek bihakkın takvanın sahipleri olmuşlardır.

41/FUSSİLET-35: Ve mâ yulakkâhâ illâllezîne saberû, ve mâ yulakkâhâ illâ zû hazzın azîm(azîmin).
Ona (kötülüğü iyilikle karşılama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden başkası ulaştırılmaz. 

Gösterim: 512