11.4. HANİF OLMAK

11.4.1. HANİF FITRATI

Allahû Tealâ insanı hanif fıtratıyla yaratmıştır. 

30/RÛM-30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah'ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez. 

30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). 
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. 

30/RÛM-32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar. 

Hanif fıtratı üç özeliğe sahiptir;

  1. Tek Allah’a inanmak (VAHDET)
  2. Allah’a ruhu, fizik vücudu, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek (TESLİM)
  3. Allah’a ulaşmayı dileyenlerin oluşturduğu tek cemaati oluşturmak (TEVHİD)

İnsanlar hanif olarak ruhlarını Allah’a ulaştırıp teslim olurlar. 

Hanif olmak, İslâm olmak demektir. İslâm olmak teslim olmak yani ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim demektir.

Evvel emirde hanif olarak ruhu Allah’a teslim etmek gerekir.

39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne). 
Ve Rabbinize (Allah'a) yönelin (ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O'na (Allah'a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah'a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız. 

Ve insanlar hanif olarak fizik vücutlarını Allah’a teslim ederler.

4/NİSÂ-125: Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen). Vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen).
Ve hanif olarak Hz. İbrâhîm'in dînine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah'a teslim ederek muhsin olan kimseden, dînen daha ahsen kim vardır. Ve Allah, Hz. İbrâhîm'i dost edindi. 

Üçüncü teslim olan nefsin teslimine de yine hanif fıtratıyla ulaşılır.

37/SÂFFÂT-102: Fe lemmâ belega meahus sa’ye kâle yâ buneyye innî erâ fîl menâmi ennî ezbehuke fanzur mâzâ terâ, kâle yâ ebetif’al mâ tû’meru setecidunî inşâallâhu mines sâbirîn(sâbirîne). 
Böylece onunla beraber çalışma çağına eriştiği zaman dedi ki: "Ey oğulcuğum! Gerçekten ben, uykuda seni boğazladığımı gördüm. Haydi bak (bir düşün). Bu konudaki görüşün nedir?" (İsmail A.S): "Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi. 

37/SÂFFÂT-103: Fe lemmâ eslemâ ve tellehu lil cebîn(cebîni).
Böylece ikisi de (Allah'a) teslim olunca, (İbrâhîm A.S) onu alnı üzerine yatırdı. 

2/BAKARA-128: Rabbenâ vec’alnâ muslimeyni leke ve min zurriyyetinâ ummeten muslimeten leke ve erinâ menâsikenâ ve tub aleynâ, inneke entet tevvâbur rahîm(rahîmu).
Rabbimiz, bizim ikimizi sana teslim olanlardan kıl, zürriyetimizden de sana teslim olan bir ümmet (kıl) ve bize (hac) ibadetinin yerlerini (ve kurallarını) göster ve tövbemizi kabul et. Muhakkak ki Sen, Sen, tövbeleri kabul edensin, rahmet edensin (rahmet nuru gönderensin). 

Dördüncü teslim olan iradenin teslimine de yine hanif fıtratıyla ulaşılır.

2/BAKARA-132: Ve vassâ bihâ ibrâhîmu benîhi ve ya’kûb(ya’kûbu), yâ beniyye innallâhestafâ lekumud dîne fe lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).
Ve, İbrâhîm (a.s) onu (Allah'a teslim olmayı) kendi oğullarına vasiyet etti. Ve Yâkub (a.s) da: “Ey oğullarım! Muhakkak ki Allah, bu dîni sizin için seçti. Artık siz, Allah'a teslim olmadan ölmeyin.” diye (vasiyet etti).. 

3/ÂLİ İMRÂN-102: Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne). 
Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı “O'nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah'a) teslim olmadan ölmeyin! 

11.4.2. AÇIK ŞİRK, GİZLİ ŞİRK

Şirk koşmak, Allah’a ortak koşmak demektir. Yani Allah'tan başka bir ilâh edinmek, onun ortakları ve şerikinin olduğuna inanmak.

16/NAHL-123: Summe evhaynâ ileyke enittebi’ millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne). 
Sonra da sana "hanif (vahdet, tevhid ve teslimi esas alan) olarak İbrâhîm (A.S)'ın dînine tâbî olmayı" vahyettik. Ve o, müşriklerden olmadı. 

Bir açık şirk, bir de gizli şirk olduğunu, Peygamber Efendimiz (SAV) buyuruyor. Açık şirk apaçık bir put yapıp ona tapmak, Allah ile beraber ona da ibadet etmektir. Yahudilerin “Üzeyir A.S Allah’ın oğludur.” yani ikinci Allah’tır demeleri veya hristiyanların “Baba Allah, Allahû Tealâ; oğul Allah (İsa AS) ve Ruhül Kudüs (Cebrail AS)”dan oluşan 3 Allah iddiaları (teslis akidesi) açık şirktir.

İkincisi ise gizli şirktir. Gerçekte Allah’ı bir bilmemize rağmen, Allah’ın emirlerine itaat yerine nefsimize itaat etmek, gizli şirktir. Allah’û Tealâ nefsimizi dizayn ettikten sonra da o nefse iki istikamette emirler geldiğini, ilham geldiğini buyuruyor.

Allahû Tealâ buyuruyor;

91/ŞEMS-7: Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun). 

91/ŞEMS-8: Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti. 

91/ŞEMS-9: Kad efleha men zekkâhâ.
Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir. 

91/ŞEMS-10: Ve kad hâbe men dessâhâ. 
Ve kim, onun (nefsinin) kusurlarını örtmeye çalıştıysa (nefsini tezkiye etmemiş ise) hüsrana uğramıştır. 

Nefsine tâbî olan kişi Allah’ın da sesini işitmez ve gizli şirke düşer.

28/KASAS-50: Fe in lem yestecîbû leke fa’lem ennemâ yettebiûne ehvâehum, ve men edallu mimmenittebea hevâhu bi gayri huden minallâh(minallâhi), innallâhe lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Bundan sonra eğer sana icabet etmezlerse (senin hidayete erdirme davetine uymazlarsa), bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah'tan bir hidayetçi olmaksızın (hidayetçiye değil de) kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? Muhakkak ki Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez. 

Allahû Tealâ; “nefslerini ilâh edinenlerin” açık olarak gizli şirkte olduklarını işaret etmektedir.

45/CÂSİYE-23: E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveten, fe men yehdîhi min ba’dillâhi, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah'tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz? 

11.4.3. ALLAH'A KUL OLMAK

Allahû Tealâ tarafından nefse takva (iyilik) istikametinde ilhamlar gelirken, diğer taraftan da iblisten, Allahû Tealâ'nın ifadesiyle füccur (kötülük) istikametinde ilhamlar gelecektir. Kim Allah'tan gelen takva istikametindeki emirlere uyarsa kurtuluşa erer. Kim de şeytandan gelen füccura uyarsa, Allah’ın yerine, şeytanı Rab olarak kabul etmiş demektir. İşte bu gizli şirktir. Allah’ın emirlerine itaat Rab olan, emir mercii olan, Allah’a itaattir. Allah'a itaat eden Allah'a kul olur, şeytana itaat eden de şeytana kul olur. İşte Allah bir merci'den (Rabbimizden, Allah'tan) emir almamızı emrediyor. O zaman Allah'a kul oluruz.

Yasin Suresinin 60. ve 61. âyet-i kerimelerinde şöyle buyuruyor;

36/YÂSÎN-60: E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun). 
Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır. 

36/YÂSÎN-61: Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun). 
Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır. 

Allahû Tealâ; Allah'tan başka bir ilâhın, bir başka yardımcının, bir başka efendinin olmamasını emrediyor. İşte bu, gizli şirkin ortadan kalktığı dönemdir. 

39/ZUMER-29: Daraballâhu meselen raculen fîhi şurekâu muteşâkisûne ve raculen selemen li racul(raculin), hel yesteviyâni mesel(meselen), el hamdulillâh(el hamdulillâhi), bel ekseruhum lâ ya’lemûn(ya’lemûne). 
Allah, şu meseleyi örnek verdi. Aralarında anlaşamayan birkaç ortağa (birden) bağlı kişi ile tek bir adama teslim olan kişinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'a mahsustur. Ama onların çoğu bilmezler. 

Muhakkak ki bir tek efendiyi dinleyecek, bir tek efendinin emrine riâyet edecek köle daha efdaldir. İşte, iki istikametten de emir aldığımiz kişilerin birinden vazgeçipte, sadece bir tekinden (ki bu efendi bizi huzurlu kılacak olandır) emir aldığımız gün, mutluluğa, saadete erişiriz. 

Allah’a kul olmak 7 safhada gerçekleşir;

  1. Âmenûler kulluğu (Hak Mü’minler kulluğu)
  2. Tâbiiyet kulluğu
  3. Evvab kulluk
  4. Muhsinler kulluğu
  5. Ulûl’elbab kulluğu
  6. İrşad kulluğu (muhlis kulluk)
  7. Bi hakkın kulluk (azîm kulluk)

1. Âmenûler Kulluğu (Hak Mü’minler kulluğu)

17/İSRÂ-65: İnne ibâdî leyse leke aleyhim sultân(sultânûn), ve kefâ bi rabbike vekîlâ(vekîlen).
Muhakkak ki Benim kullarımın üzerinde, senin bir sultanlığın (yaptırım gücün) yoktur. Ve senin Rabbin, vekil olarak kâfidir (yeter). 

2. Tabiyet kulluğu

40/MU'MİN-15: Rafîud deracâti zul arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzira yevmet telâk(telâkı).
Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah'a ulaşmayı dilediği için Allah'ın da Kendisine ulaştırmayı dilediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah'a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah'ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır. 

3. Evvab kulluk

89/FECR-29: Fedhulî fî ibâdî.
(Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allah'a ulaştırdığın zaman Bana kul olursun) kullarımın arasına gir. 

4. Muhsinler kulluğu

3/ÂLİ İMRÂN-20: Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebeani, ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâgu, vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).
Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: "Ben ve bana tâbi olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik. O kitab verilenlere ve ümmîlere: "Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah'a) teslim ettiniz mi?" de. Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir. Ve eğer yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen sadece tebliğdir. Ve Allah, kullarını en iyi görendir. 

5. Ulul’elbab kulluğu

39/ZUMER-18: Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahsenehu, ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi).
Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah'ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl'elbabtır (daimî zikrin sahipleri). 

35/FÂTIR-28: Ve minen nâsi ved devâbbi vel en’âmi muhtelifun elvânuhu kezâlik(kezâlike), innemâ yahşâllâhe min ibâdihil ulemâu, innallâhe azîzun gafûr(gafûrun).
Ve bunun gibi insanlardan, davarlardan, yürüyen hayvanlardan da çeşitli renkte olanlar vardır. Ancak kullarından ulema (âlimler), Allah'a karşı huşû duyar. Muhakkak ki Allah; Azîz'dir (üstün, yüce), Gafûr'dur (mağfiret eden). 

6. İrşad Kulluğu (muhlis kulluk)

15/HİCR-40: İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).
Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna. 

49/HUCURÂT-7: Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne). 
Ve aranızda Allah'ın Resûlü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır. 

7. Bi hakkın kulluk (azim kulluk)

21/ENBİYÂ-105: Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn(sâlihûne). 
Andolsun ki; zikirden (Tevrat'tan) sonra Zebur'da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık. 

Müşrik olmamak, şirkten uzak kalmak, gizli şirki de ortadan kaldırmak ancak 7 safhada kulluğa ulaşmakla mümkündür. Allahû Tealâ; nefs kademelerini geçerek ruhun Allah’a teslimini, fizik vücudun Allah’a teslimini, nefsin Allah’a teslimini ve iradenin Allah’a teslimini şirkin ortadan kalkması için emretmiştir.

Hanif olmanın ilk standardı olan gizli şirkten kurtulmak ancak böyle mümkün olabilir. Bu da dünya saadetine ve cennet saadetine ulaşmanın temel unsurudur. 

Gösterim: 498