11.7. DÜNYA HAYATINDA ALLAH’A MÜLÂKİ OLMAK

11.7.1. ISLAHI NEFS (SALİH AMEL İŞLEMEK)

Allah’a ulaşmayı dilemeden kimsenin kurtuluşa eremeyeceği Kur’ân-ı Kerim’de açıklanmıştır.

18/KEHF-110: Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), fe men kâne yercû likâe rabbihî fel ya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ(ehaden).
De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beşerim. Bana sizin ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor. O taktirde kim Rabbine mülâki olmayı (ölmeden evvel Allah'a ulaşmayı) dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın ve Rabbinin ibadetine başka birini (bir şeyi) ortak koşmasın.” 

Burada bir serbest iradenin varlığı açık olduğuna göre, Rabbe kavuşma ölmeden evvel bu dünya hayatını yaşarken Allah’a dönüştür. Bu dönüşün başlangıcı olan ilk safha, kişinin serbest iradesiyle dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemesidir. İkinci safha kendisi için ezelde tayin edilmiş mürşidin önünde diz çökmesidir. Bu tövbe Furkan Suresinin 70. âyet-i kerimesine göre bir tövbedir. Rabbimiz Kehf Suresinin 110. âyet-i kerimesinde kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse o zaman salih amel işlesin buyuruyor. İşte Rabbine kavuşmak isteyenin neden salih amel işlemesi gerektiği yine Muhammed Suresinin 5. ve 6. âyet-i kerimelerinde ifade buyrulmaktadır.

47/MUHAMMED-5: Seyehdîhim ve yuslihu bâlehum.
(Allah) onları hidayete erdirecek ve onların hallerini ıslâh edecektir. 

47/MUHAMMED-6: Ve yudhıluhumul cennete arrefehâ lehum.
Ve onları, kendilerine tarif ettiği cennete dahil edecektir. 

Dünya hayatında (ölmeden evvel) ruhen Allah'a ulaşmak için salih (ıslâh edici) ameller işlemek, kısaca nefsi ıslâh etmek (tezkiye etmek) gerekir. Kim ıslâhı nefs ederse (Allah’ın yardımıyla) o kişinin cennet'e ulaşacağı ifade buyrulmaktadır.

Allahû Tealâ hiç kimsenin ıslâh olmadan 3. kat cennete giremediğini buyuruyor. Demek ki, ıslâh olmakla, Allah’a ulaşmak ve teslim arasında bir bağlantı vardır. Allahû Tealâ bu dünyada Allah’a ulaşmayı dilemeyi serbest iradeye emrediyor. Bu sebeple insan nefsini tezkiye ettikçe birer birer ruhu gök katlarını çıkar.

11.7.2. İRADE DIŞI ALLAH’A DÖNÜŞ (ÖLÜM)

İnsan ruhunun ölümle birlikte Allah’a ulaşması, kişinin kendi iradesine bağlı olmayan bir dönüştür. Allahû Tealâ buyuruyor; 

32/SECDE-11: Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn(turceûne).
De ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği, sizi vefat ettirecek (öldürecek). Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." 

Burada serbest iradenin olmadığı kesindir. Çünkü ölüm bizim irademizle değil, Allahû Tealâ'nın iradesiyle oluşmaktadır.

32/SECDE-12: Ve lev terâ izil mucrimûne nâkısû ruûsihim inde rabbihim, rabbenâ ebsarnâ ve semi’nâ ferci’nâ na’mel sâlihan innâ mûkinûn(mûkinûne).
Ve keşke mücrimleri, Rab'lerinin huzurunda başlarını eğerek: "Rabbimiz, biz gördük ve işittik. (Bundan sonra) bizi (dünyaya) geri döndür, salih amel yapalım. Muhakkak ki biz, mukinun (yakîn hasıl edenler) olduk." (derken) görseydin. 

Allah’a dünya hayatında ulaşmayı dilemeyen mücrimler ölümle hakikati öğrendikleri için dünya hayatına dönüp Allah’a ulaşmayı serbest iradeleriyle dileyerek salih amel işlemeyi talep etmeleri boşuna değil.

3/ÂLİ İMRÂN-145: Ve mâ kâne li nefsin en temûte illâ bi iznillâhi kitâben mueccelâ(mueccelen), ve men yurid sevâbed dunyâ nu’tihî minhâ, ve men yurid sevâbel âhirati nu’tihî minhâ, ve se neczîş şâkirîn(şâkirîne). 
Ve bir kimsenin, Allah'ın izni olmadan ölmesi olmamıştır (olamaz), o (ölüm), süresi tayin edilmiş bir yazıdır. Ve kim dünya sevabı isterse, kendisine ondan veririz, ve kim ahiret sevabı isterse, kendisine ondan veririz. Ve şâkirleri (şükredenleri) yakında mükâfatlandıracağız. 

11.7.3. DÜNYA HAYATINDA ALLAH’A DÖNÜŞ

Allahû Tealâ dünya hayatını yaşarken insan ruhunun Allah’a ulaşmasını 12 defa üzerimize farz kılmıştır.

1. 39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne). 
Ve Rabbinize (Allah'a) yönelin (ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O'na (Allah'a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah'a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız. 

2. 89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten.
Rabbine dön (Allah'tan) razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanmış olarak! 

3. 30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). 
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. 

4. 51/ZÂRİYÂT-50: Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).
Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O'ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim. 

5. 31/LOKMÂN-15: Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ve bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim. 

6. 6/EN'ÂM-152: Ve lâ takrabû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddehu, ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah'ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti. 

7. 42/ŞÛRÂ-47: İstecîbû li rabbikum min kabli en ye’tiye yevmun lâ meredde lehu minallâh(minallâhi), mâ lekum min melcein yevme izin ve mâ lekum min nekîr(nekîrin).
Rabbinize icabet edin (Allah'a ulaşmayı dileyin), Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur. Ve sizin için bir inkâr yoktur (yaptıklarınızı inkâr edemezsiniz). 

8. 73/MUZZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O'na ulaş. 

9. 13/RA'D-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).
Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar. 

10. 10/YÛNUS-25: Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin).
Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır. 



11. 5/MÂİDE-7: Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).
Allah'ın, sizin üzerinizdeki ni'metini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın. Allah'a karşı takvâ sahibi olun, Muhakkak ki O, göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir. 

12. 4/NİSÂ-58: İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir. 



İnsan ruhunun dünya hayatını yaşarken Allah’a gök katlarını aşarak ulaşması nefs tezkiyesine paralel olarak gerçekleşir.

89/FECR-27: Yâ eyyetuhân nefsul mutmainnetu.
Ey mutmain olan nefs! 

89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten.
Rabbine dön (Allah'tan) razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanmış olarak! 

Altıncı aklanma kademesi;

35/FÂTIR-18: Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salât(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsihî, ve ilâllâhil masîr(masîru).
Ve yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah'adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah'a döner, ulaşır). 

Yedinci aklanma kademesinde Allahû Tealâ ruha emrediyor.

89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten.
Rabbine dön (Allah'tan) razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanmış olarak! 

Görülüyor ki; önce nefsimiz tezkiye kademelerinde aklanıyor ve kontrol altına alınıyor. Her tezkiye kademesinde 1. gök katı yükselen ruhumuz ise 7. nefs kademesi olan tezkiyeyi tamamlayınca 7 gök katını aşıyor ve Allah’a vasıl oluyor, ulaşıyor.

Kim ruhunu Allah’a dünya hayatında ulaştırmışsa Fecr Suresinin 28 ve 30 uncu âyet-i kerimeleri gereğince 3. kat cennete girer.

89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten.
Rabbine dön (Allah'tan) razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanmış olarak! 

89/FECR-30: Vedhulî cennetî.
Ve cennetime gir. 

Gösterim: 501