20.2. PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)’İN GÖREVLERİ

2/BAKARA-151: Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).
Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi)tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap'ı(Kurânı Kerim'i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.. 

Önce âyetlerin okunmasından bahsedilmektedir. Bu, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in tebliğ etme vazifesidir. Sonra nefsimizin tezkiye edilmesinde, velî olmamızda Peygamber Efendimiz (S.A.V) vazifeli olup, bu onun ikinci görevi olmaktadır. Burada Kur’ân’ın lafzı öğretilir. Kur’ân-ı Kerîm, sadece ilmi değil, irfanı da kapsar. İrfan bilindiği gibi ilmin birinci kademesi olan zahiri âleme ait bilgilerden sonra gelen ve zahiri âlemin ötesine ait olan üst kademe ilimdir. İrfan eğitimi, nefs-i tezkiye bittikten sonra Velâyet kademelerinde başlar. Her Velâyet kademesinde Kur’ân’ın bir ruhuna girilir. 7. Velâyet makamı olan salâh makamında 7. ruhuna girilir. İrfanın öğretilmesi kişiyi hikmete ulaştırır. Konuya açıklık kazandırmak için aşağıdaki sıra sunulmaktadır.

  1. Tebliğ, yani Kur’ân-ı Kerim’in lafzını öğretmek.
  2. Sahâbenin nefsini tezkiye etmek.
  3. Kur’ân-ı Kerim’in ruhunu öğretmek. (Kitap öğretmek)
  4. Hikmet öğretmek.
  5. Hikmetin ötesini öğretmek.

İlim tebliğle başlar ve nefsi tezkiye edinceye kadar devam eder.

Kur’ân-ı Kerîm'in ruhunun öğretilmesi nefsin 7 kademesi de tezkiye edilip kişi velî olduktan sonra başlar. Bu aynı zamanda kitap öğretilmesidir ve 7 kademede oluşur.

  1. Fenâ (Ruhun teslimi)inde ilk ruha girilir.
  2. Beka (İndi ilâhide teslim yurdu verilmekle) ikinci ruha girilir.
  3. Zühd ile üçüncü ruha girilir. Burada zikr süresi günün yarısını geçmiştir.
  4. Fizik vücudun teslimi ile dördüncü ruha girilir.

    Hikmet daimî zikirle başlar.

  5. Hikmetin ilk kademesi olan Ulûl’elbab da 5. ruha girilir.
  6. Hikmetin ikinci kademesi ihlâsta 6. ruha girilir.

    Hikmetten sonrası salihler kademesidir.

  7. Bu kademe salâh adını alır ve 7. ruha girilir.

Bütün velîler için 7 kademe vardır. Ve her kademe Kur’ân-ı Kerim’in bir ruhuna girmeyi sağlar.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) irşadın tüm kademelerinde sahâbe için vazifeli kılınmıştır ve ahirette onların üzerine şahittir. Her peygamber yaşadığı devirlerdeki insanlara ahirette şahitlik edecektir.

2/BAKARA-143: Ve kezâlike cealnâkum ummeten vasatan li tekûnû şuhedâe alen nâsi ve yekûner resûlu aleykum şehîdâ(şehîden), ve mâ cealnâl kıbletelletî kunte aleyhâ illâ li na’leme men yettebiur resûle mimmen yenkalibu alâ akibeyh(akibeyhi), ve in kânet le kebîreten illâ alellezîne hedallâh(hedallâhu) ve mâ kânallâhu li yudîa îmânekum innallâhe bin nâsi le raûfun rahîm(rahîmun). 
Ve işte böylece insanların üzerine (hak) şahitler olmanız için Biz, sizi vasat (ikisi arasında) (hayırlı ve faziletli) bir ümmet kıldık. Resûl de sizin üzerinize şahit olsun.Ve Biz, sadece Resûl'e uyanı, topukları üzerinde geriye dönenden ayırıp bilmemiz(belirtmemiz) için, halen o üzerine (yönelmekte) olduğunuz (Kâbe'yi) kıble yaptık. Ve bu, elbette zor bir iştir, ancak Allah'ın hidayete erdirdiği kimseler hariç (bu onlara zor gelmez). Ve Allah sizin îmânınızı zayi edecek değildir. Muhakkak ki Allah, insanlara çok şefkatlidir, merhametlidir. 

22/HACC-78: Ve câhidû fillâhi hakka cihâdih(cihâdihî), huvectebâkum ve mâ ceale aleykum fid dîni min harac(haracin), millete ebîkum ibrâhîm(ibrâhîme), huve semmakumul muslimîne min kablu ve fî hâzâ li yekûner resûlu şehîden aleykum ve tekûnû şuhedâe alen nâs(nâsi), fe ekîmûs salâte ve âtuz zekâte va’tesımû billâh(billâhi), huve mevlâkum, fe ni’mel mevlâ ve ni’men nasîr(nasîru).
Ve Allah'da hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti. Dînde sizin için bir zorluk kılmadı ki; o, babanız İbrâhîm (A.S)'ın dînidir. O, sizi daha önce de “müslümanlar” (Allah'a teslim olanlar) olarak isimlendirdi. Bunda da (Kur'ân-ı Kerim'de de), resûl size şahit olsun ve siz de insanlara şahitler olasınız diye. Öyleyse namazı ikame edin (kılın), zekâtı verin, Allah'a sarılın (Allah'ın Zat'ında yok olun). O, sizin Mevlâ'nız. (O), ne güzel Mevlâ (dost) ve ne güzel yardımcı. 

Peygamberlerden sonra gelen görevli devrin imamları bu görevi üstlenmişlerdir. Sadece onlara yalnız hikmetin ötesini öğretmek görevi verilmiştir. 

62/CUMA-2: Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete, ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).
Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler. 

Bu iki âyet-i kerimeden de anlaşıldığı gibi, insanlar için vazifeli kılınan mürşidin üçüncü görevi teslim kademelerinde, Kur’ân-ı Kerim'in ruhunun öğretildiği velâyet kademelerinde kitap ve hikmeti öğretmektir.

Gene görülmektedir ki mürşidler hikmetin ötesi olan Salâh eğitimini veremezler. Bu Allah’a ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)e ve her devirdeki huzur namazı imamı olan devrin imamına ait bir görevdir. Bakara Suresinin 151. âyet-i kerimesinde Peygamber Efendimiz (S.A.V) hikmetten ötesini öğretmekle vazifeli kılınmıştır. Ama Cuma-2 ile Âli İmrân-164’deki vazifeli (be'as edilen) kavim resûlleri bu görevle vazifeli kılınmamışlardır. Bunlar peygamber olmayan resûllerdir. Devrin imamları yaşadığı devirlerdeki insanlar üzerine şahitlik yapacaklardır. 

40/MU'MİN-51: İnnâ le nensuru rusulenâ vellezîne âmenû fîl hayâtid dunyâ ve yevme yekûmul eşhâd(eşhâdu). 
Muhakkak ki Biz, resûllerimize ve âmenû olanlara (Allah'a ulaşmayı dileyenlere) ve dünya hayatında şahitlerin kaim olacağı (bulunacağı) gün mutlaka yardım edeceğiz. 

2/BAKARA-143: Ve kezâlike cealnâkum ummeten vasatan li tekûnû şuhedâe alen nâsi ve yekûner resûlu aleykum şehîdâ(şehîden), ve mâ cealnâl kıbletelletî kunte aleyhâ illâ li na’leme men yettebiur resûle mimmen yenkalibu alâ akibeyh(akibeyhi), ve in kânet le kebîreten illâ alellezîne hedallâh(hedallâhu) ve mâ kânallâhu li yudîa îmânekum innallâhe bin nâsi le raûfun rahîm(rahîmun). 
Ve işte böylece insanların üzerine (hak) şahitler olmanız için Biz, sizi vasat (ikisi arasında) (hayırlı ve faziletli) bir ümmet kıldık. Resûl de sizin üzerinize şahit olsun.Ve Biz, sadece Resûl'e uyanı, topukları üzerinde geriye dönenden ayırıp bilmemiz(belirtmemiz) için, halen o üzerine (yönelmekte) olduğunuz (Kâbe'yi) kıble yaptık. Ve bu, elbette zor bir iştir, ancak Allah'ın hidayete erdirdiği kimseler hariç (bu onlara zor gelmez). Ve Allah sizin îmânınızı zayi edecek değildir. Muhakkak ki Allah, insanlara çok şefkatlidir, merhametlidir. 

Peygamber Efendimiz (S.A.V) bütün devirlerdeki imamlara şahit olacaktır.

4/NİSÂ-41: Fe keyfe izâ ci’nâ min kulli ummetin bi şehîdin ve ci’nâ bike alâ hâulâi şehîdâ(şehîden). 
Artık her ümmetten bir şahit (resûl) getirdiğimiz zaman ve seni de onların üzerine şahit olarak getirdiğimiz zaman (halleri) nasıl olacak?

Gösterim: 471