10/YÛNUS-7

Bismillâhirrahmânirrahîm

إَنَّ الَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ لِقَاءنَا وَرَضُواْ بِالْحَياةِ الدُّنْيَا وَاطْمَأَنُّواْ بِهَا وَالَّذِينَ هُمْ عَنْ آيَاتِنَا غَافِلُونَ

İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.


1. inne : muhakkak ki
2. ellezîne lâ yercûne : dilemeyen kimseler
3. likâe-nâ : bize ulaşmayı
4. ve radû : ve razı oldular
5. bi el hayâti ed dunyâ : dünya hayatında
6. vatme'ennû (ve ıtme'ennû) : ve tatmin oldular, doyuma ulaştılar
7. bi-hâ : onunla
8. ve ellezîne : ve o kimseler
9. hum : onlar
10. an âyâti-nâ : âyetlerimizden
11. gâfilûne : gâfil (habersiz) olanlardır

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Kur'ân-ı Kerim'in en önemli âyetlerinden biriyle karşı karşıyasınız. 

Bu âyet-i kerime, Kur'ân-ı Kerim'in birinci safhasını anlatır: 

ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEK 

Bir tek dilek; Allah'a ulaşmayı dilemek yoksa, kurtuluş da yoktur. Allah'a ulaşmayı dilemeyen bir insan, Allah'ın hanif fıtratıyla yarattığı bütün sistemlerini, kapalı ve mühürlü tutmaya karar vermiş bir insandır. Âyetleri bilse de bilmese de netice değişmez. Bir insan Allah'a ulaşmayı dilemedikçe, cennete gitmesi mümkün değildir. 

İnsanlar için sadece iki tane alternatif vardır:

  1. Allah'a ulaşmayı dilemek.
  2. Allah'a ulaşmayı dilememek.

Bir insan, hayattayken ruhunu Allah'a ulaştırmayı dilemezse gideceği yer cehennemdir. Bu insan, 80 yaşında ölse, sorumluluk 15 yaşında başladığı için hayatının 65 senesini ibadetle geçirmiş ve İslâm'ın 5 şartını ömür boyunca ye-rine getirmiş olsa, yani namaz kılmış, oruç tutmuş, zekât vermiş, hacca gitmiş, kelime-i şahadet getirmiş olsa bile en önemli, en büyük ibadet olan zikri yapmamıştır. İslâm'ın 5 şartı arasına zikri koymamıştır. Allah'a ulaşmayı dilemediği cihetle bu ibadetlerin hiçbiri onu kurtaramaz. İbadet yapmıştır ama Allah'a kul olamamıştır. Çünkü ilk kulluk, Allah'a ulaşmayı dilemekle başlar. Ve de Allah'a kul olamayan cennete giremez, dünyada da mutlu olamaz. 

"İslâm" kelimesi, Allah'a teslim olmak demektir. İslâm ve teslim kelimeleri aynı kökten gelir: Sin, lâm ve mim. İslâm'ın 5 şartının içinde teslim olmak yoktur. Oysaki, Allahû Tealâ:

  1. Ruhu
  2. Fizik vücudu
  3. Nefsi
  4. İradeyi Allah'a teslim etmeyi emretmektedir. Bunlar üzerinize farz kılınmıştır.

Bütün sistemleri 7'li olan İslâm'ın inanç şartları, bugün 6'ya indirilmiştir. Mü'min olmanın 7. inanç şartı (ruhun ölmeden evvel Allah'a ulaştırılmasına inanmak) devreden çıkarılmıştır. İslâm'ın 6. ve 7. şartlarının da bu asr-ı hidayette yerli yerine ulaştırılması lâzımdır. İslâm'ın 5 tane şartı, kurtuluşu içermemektedir. Ama eğer onlara ruhu ölmeden evvel Allah'a ulaştırmayı dilemek 6. şart olarak; ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi Allah'a teslim etmek 7. şart olarak ilâve edilirse o zaman İslâm'a lâyık bir değer oluşur. Bütün sahâbe, bu 7 tane şartı yerli yerine oturtmuş, hepsini gerçekleştirmişlerdir.

Allah'ın sözü var. Kim Allah'a ulaşmayı dilerse, Kendisine ulaştırır. Yani o kişi, Allah'a ulaşmaz. Allah, onu Kendisine ulaştırır. Allah'ın kontrolünde, Allah ona öyle yardımlar eder ki, kişi Allah'tan otomatik olarak 12 tane ihsan alır ve bu ihsanlarla mürşidine ulaşır. 

Allah önce Rahîm esmasıyla tecelliye başlar, gözlerdeki hicab-ı mestureyi alır, kulaklardaki vakrayı alır, kalpteki mührü açar, küfrü alır, kalpteki ekinneti alır, yerine ihbat koyar. Allahû Tealâ, kişinin kalbine ulaşır, kalbin nur kapısını Allah'a çevirir, göğsünden kalbine nur yolu açar, kişinin huşûya ulaşmasını sağlar. Mürşidini gösterir. Ve kişi mürşidine ulaşıp, önünde diz çökerek tövbe eder. 7 tane ni'met alır. Ve bu ni'metlerle kişi önce ruhunu, sonra vechini, nefsini ve iradesini adım adım Allah'a teslim etmek için hazır hale gelir. 

Böylece nefs tezkiyesini gerçekleştirecek ve ruhunu Allah'a ulaştıracaktır. Allah'ın sözü buraya kadardır. Ondan sonra kişi, şeytanın şiddetli saldırısına defalarca uğrar. İblis onu o hidayet noktasından tekrar aşağı düşürmek için ardarda bütün gayretini sarfeder. 

Bu âyet, birçok âyetle illiyet rabıtası içerisindedir. Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerin cehenneme gitmesi burada, Allah'a ulaşmayı dileyenlerin kurtuluşu ise Vel Asr Suresinde anlatılmaktadır: 

103 / ASR - 1: Vel asr(asri).
Asra yemin olsun. 

103 / ASR - 2: İnnel insâne le fî husr(husrin). 
Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır. 

103 / ASR - 3: İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabr(sabrı).
Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah'a ruhu ulaşıp Hakk'ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç. 

Allah'a ulaşmayı dileyenler Allah'a ulaşacaklardır. Yunus Suresinin 7. âyet-i kerimesi aşağıdaki 4 âyetle direkt olarak ilişkilidir. 

11 / HÛD - 29: Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).
Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah'a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab'lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum. 

29 / ANKEBÛT - 5: Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu).
Kim Allah'a mülâki olmayı (hayattayken Allah'a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah'ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah'a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir. 

29 / ANKEBÛT - 6: Ve men câhede fe innemâ yucâhidu li nefsihî, innallâhe le ganiyyun anil âlemîn(âlemîne).
Ve kim cihad ederse, o taktirde sadece kendi nefsi için cihad eder. Muhakkak ki Allah, âlemlerden müstağnidir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur). 

42 / ŞÛRÂ - 13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır). 

Kim Allah'a ulaşmayı dilemezse bu dünyadaki titri, hangi ilim kademesini temsil ederse etsin o, Allah'ın âyetlerinden gâfildir.

10/YÛNUS-7

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

Diyanet İşleri

:

(7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Şüphe yok ki bize kavuşacaklarını ummayanlar ve dünyâ yaşayışına râzı olup yürekleri onunla yatışanlar ve delillerimizden gaflet edenler.

Adem Uğur

:

Huzurumuza çıkacaklarını beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak.

Ali Bulaç

:

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz olanlar;

Ali Fikri Yavuz

:

Öldükten sonra huzurumuzda hesap vereceklerini ummayıp da, dünya hayatına razı ve onunla emniyet içinde olanlar, bir de (eşsiz bir ilâh olduğumuzu isbat eden bunca) delillerimizden gafil bulunanlar...

Bekir Sadak

:

(7-8) Bizimle karsilasmayi ummayan ve dunya hayatindan hosnut olup ona baglananlarin ve ayetlerimizden habersiz bulunanlarin, iste bunlarin kazandiklarina karsilik varacaklari yer cehennemdir.

Celal Yıldırım

:

(7-8) (Öldükten sonra yeniden dirilip) bize kavuşmayı ümit etmeyen, Dünya hayatına razı olup onunla gönlü yatışanlarla bizim âyetlerimizden gafil olanlar var ya, işte onların, kazandıklarına karşılık varacakları yer ateştir.

Diyanet İşleri (eski)

:

(7-8) Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnut olup ona bağlananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.

Diyanet Vakfi

:

(7-8) Huzurumuza çıkacaklarını beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar yok mu, işte onların, kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden varacakları yer, ateştir!

Edip Yüksel

:

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatını sevip ona bağlananlar ve ayetlerimizden gafil olanlar...

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Onlar ki bizim likamızı arzu (veya ümid) etmezler ve Dünya hayat ile razı olub onunla mutmainn olmuşlardır ve onlar ki bizim âyetlerimizden gafildirler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Bize kavuşmayı arzu veya ümit etmeyip, dünya hayatına razı olup onunla yetinenler ve Bizim ayetlerimizden gafil olanlar,

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulanlar ve bizim âyetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak.

Fizilal-il Kuran

:

Bizimle karşılaşacaklarını beklemeyenler, dünya hayatından hoşnut olup bu hayatla yetinenler ve ayetlerimizin farkında olmayanlar var ya;

Gültekin Onan

:

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz olanlar;

Hasan Basri Çantay

:

(7-8) (Öldükden sonra dirilib) bize kavuşacağını ummayan, (âhirete inanmayarak sâdece) dünyâ hayaatına raazî olan ve onunla sükûn (ve istirahat) e dalan kimselerle (varlığımıza, birliğimize ve kemâl-i kudretimize delâlet eden) bunca âyetlerimizden gaafil olanlar (yok mu?) işte onların, irtikâb etmekde oldukları (şirk ve mâ'siyetler) yüzünden varacakları yer, ateşdir.

İbni Kesir

:

Muhakkak ki Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatından hoşnud olup ona bağlananlar ve ayetlerimizden habersiz bulunanlar;

Muhammed Esed

:

Beri yandan, er geç Bizim karşımıza çıkacaklarına inanmayıp kendilerini bu dünya hayatıyla hoşnut kılmaya çalışanlara, onun ötesini gözetmeyenlere ve (böylece) Bizim ayetlerimizi umursamayanlara gelince:

Ömer Nasuhi Bilmen

:

O kimseler ki, Bize kavuşacaklarını ümit etmezler ve dünya hayatına razı olmuşlar ve onunla mutmain bulunmuşlardır ve o kimseler ki onlar Bizim âyetlerimizden gâfillerdir.

Şaban Piriş

:

Bizimle karşılaşmayı ummayan ve geçici hayata razı olup onunla tatmin olanlar, işte onlar ayetlerimizden gafildirler.

Suat Yıldırım

:

(7-8) Onlar ki âhirette bize kavuşmayı ummaz ve sadece dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulur ve onlar ki Bizim tek İlah olduğumuzun delillerinden ve gönderdiğimiz Kur’ân âyetlerinden gaflet etmeyi sürdürür, işte bunların, irtikâb ettikleri şirk ve isyan sebebiyle varacakları yer cehennemdir.

Süleyman Ateş

:

Bizimle buluşmayı ummayan, dünyâ hayâtına râzı olup onunla rahat edenler ve bizim âyetlerimizden gaflet edenler...

Tefhim-ul Kuran

:

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz olanlar;

Ümit Şimşek

:

Bize kavuşmayı ummayan, dünya hayatına razı olup onunla tatmin olan ve âyetlerimizden habersiz davrananlara gelince:

Yaşar Nuri Öztürk

:

Şu bir gerçek ki, bize kavuşmayı ummayanlar, iğreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklaşıp gaflete dalanlar,

Abdullah Aydın

:

Öldükten sonra huzurumuza gelip hesap vereceklerini ummayan, dünya hayatından hoşnut olup, onunla rahat bulanlar ve bunca âyetlerimizden (delillerimizden) gafil bulunanlar (var ya!)

Ahmet Davudoğlu

:

O kimseler ki (öldükten sonra) bizim huzurumuza çıkacaklarını ummayanlar ve dünya hayatına razı olup, gönülleri ona yatmış bulunan kimselerle bizim bunca âyetlerimizden gafil olanlar var ya!

Ali Arslan

:

Doğrusu (öldükten sonra dirilip) bize kavuşacaklarını ummayanlar, dünya hayatına razı olup, onunla mutmain olanlar ve âyetlerimizden gafil bulunanlar...

Arif Pamuk

:

Bize kavuşmayı ummayan, dünya hayatına razı olup ona bağlananlar ve ayetlerimizden habersiz bulunanlar (var ya).

Ayntabî Mehmet Efendi

:

Onlar ki, (ahirete inanmayarak) bize kavuşacaklarını ummazlar, (ikaabımızdan korkmaz, sevabımızı recâ etmezler) Dünya hayatına razı olup onunla mutmain olurlar. Ve onlar ki, âyetlerimizden gafildirler. (İbret almazlar).

Bahaeddin Sağlam

:

Onlar ki bizimle karşılaşmayı ummazlar, dünya hayatı ile razı olup onunla yetiniyorlar. Ve onlar ki âyetlerimizden habersizdirler.

Diyanet Vakfı (1993)

:

Huzurumuza çıkacaklarını beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar yok mu?...

Hasan Tahsin Feyizli

:

(ahirete inanmayarak) bize kavuşmayı ummayan, (sadece) dünya hayatından hoşlanıp, (gönlü) onunla yatışıp rahatlayan ve âyetlerimizden gafil olanlar (var ya)...

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnud olup ona bağlananların ve âyetlerimizden habersiz bulunanların...

Hüseyin Kaleli

:

(7-8) “Şüphesiz bize kavuşacağını uymayanlar ve dünya hayatına razı olup da ona güvenenler ve âyetlerimizden gafiller olan onlar, işte bunlar kazanmakta oldukları şeyler sebebiyle onların sığınacak yeri ateştir.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

Bize kavuşmayı ümid etmeyenlere, dünya hayatına razı olup ve onunla tatmin olanlara ve ayetlerimizden gafil bulunanlara gelince: Kazandıkları sebebiyle onların varacakları yer Cehennem ateşidir.

Mustafa İslamoğlu

:

Şu da bir gerçek ki; bizim huzurumuza çıkmaya yüzü olmayanlar ve dünya hayatıyla yerinip onunla kendilerini tatmin edenler, üstelik (bir de) hakikate yapılmış (söz konusu) atıfları fark etmeyenler var.

Nedim Yılmaz

:

(7-8) Bizimle karşılacaklarını beklemeyen, dünya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar var ya, işte kazanmakta oldukları şeyler yüzünden onların varacakları yer cehennemdir.

Ömer Rıza Doğrul

:

(7-8) Bize kavuşmayı ümit etmeyip dünya hayatına kanan ve onunla hoşnut olanlarla âyetlerimizden gâfil kalanların karargâhı, yaptıklarıyla kazandıklarından dolayı ateştir.

Talat Koçyiğit

:

Bize kavuşmayı ummayanlar dünya hayatından hoşnud olup, onunla yetinenler ve âyetlerimizden de gafil olanlar var ya...

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

Bize kavuşacaklarını ummayanlarm, dünya hayatına razı olan âyetlerimizden gafil bulunanların...

Bir Heyet

:

(öldükten sonra dirilip) bize kavuşmayı beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar var ya...

 

 

Gösterim: 1925