1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 

34/SEBE-1

Bismillâhirrahmânirrahîm

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي الْآخِرَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ

El hamdu lillâhillezî lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı ve lehul hamdu fîl âhireh(âhireti), ve huvel hakîmul habîr(habîru).

Hamd, göklerde ve yerde olan varlıklar kendisine ait olan Allah'a aittir. Ve hamd, ahirette de O'na aittir. Ve O, Hakîm'dir (hikmet ve hüküm sahibi), Habîr'dir (herşeyden haberdar olan).


1. el hamdu : hamd
2. li allâhi : Allah'ındır, Allah'a aittir
3. ellezî : ki o
4. lehu : onun
5. : şey, şeyler
6. fî es semâvâti : semalarda, göklerde
7. ve mâ : ve şey, şeyler
8. fî el ardı : yeryüzünde, yerde
9. ve lehu : ve onun
10. el hamdu : hamd
11. fî el âhireti : ahirette
12. ve huve : ve o
13. el hakîmu : hakîm olan, hikmet ve hüküm sahibi
14. el habîru : habîr olan, herşeyden haberdar olan

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Hamd de şükür de Allah'a aittir. Bütün manevî yardımlar, meselâ nefs tezkiyesi ve tasfiyesi Allah'ın yardımlarıdır ve kişi için muhteşem bir dizaynı ifade eder. Buradaki tövbe olayında Allahû Tealâ kişinin günahlarını mağfiret ettiği, sevaba çevirdiği ve ona devamlı yardım edeceği için hamdedecektir. Çünkü kişi, manevî bir adım atmıştır.

Sevaba çevirmeden evvel ona yaptığı çeşitli müdahaleler; günahların örtülmesi, gören, işiten, bilen biri haline getirilmesi hamdi gerektiren şeylerdir. Çünkü açılanlar, manevî kapılardır. Hamd, manevî olarak Allah'ın yaptığı her yardıma kişinin teşekkürüdür.

34/SEBE-1

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Hamd, göklerde ve yerde olan varlıklar kendisine ait olan Allah'a aittir. Ve hamd, ahirette de O'na aittir. Ve O, Hakîm'dir (hikmet ve hüküm sahibi), Habîr'dir (herşeyden haberdar olan).

Diyanet İşleri

:

Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Hamd Allah'a ki onundur ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve onundur hamd âhirette de ve odur hüküm ve hikmet sâhibi ve her şeyden haberdar.

Adem Uğur

:

Hamd, göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her şeyden) haberi olandır.

Ali Bulaç

:

Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır.

Ali Fikri Yavuz

:

Hamd, o Allah’a mahsusdur ki, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nun; ahirette de hamd O’nundur. O, Hakîm’dir= hükmünde hikmet sahibidir, Habîr’dir= her şeyden haberdardır.

Bekir Sadak

:

Hamd, goklerde olanlar ve yerde bulunanlar Kendisinin olan Allah'a mahsustur. O, Hakim'dir, her seyden haberdardir.

Celal Yıldırım

:

Hamd o Allah'a ki, göktekiler de, yerdekiler de O'na aittir. Âhiret'te hamd O'na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her şeyden) haberlidir.

Diyanet İşleri (eski)

:

Hamd, göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Kendisinin olan Allah'a mahsustur. O, Hakim'dir, her şeyden haberdardır.

Diyanet Vakfi

:

Hamd, göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her şeyden) haberi olandır.

Edip Yüksel

:

Övgü, göklerde ve yerde ne varsa kendisine ait bulunan ALLAH'adır. Ahirette de övgü O'nadır. O Bilgedir, Haber Alandır.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Hamd o Allahındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onun, Âhırette de hamd onun ve o öyle hakîm öyle habîr ki.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Hamd O Allah'adır ki, göklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur, ahirette de hamd O'nun. O, hikmet sahibidir, herşeyi bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Hamd, o Allah'ındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur. Ahirette de hamd O'nundur. O hüküm ve himet sahibidir, herşeyden haberdardır.

Fizilal-il Kuran

:

Hamd, göklerdeki ve yeryüzündeki tüm varlıkların sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O her işi yerinde yapar ve her şeyden haberdardır.

Gültekin Onan

:

Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine ait olan Tanrı'nındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır.

Hasan Basri Çantay

:

Göklerde ne var, yerde ne varsa kendisinin olan Allaha hamdolsun. Âhiretde de hamd Onundur. O, yegâne hukûm ve hikmet saahibidir, (her şeyden de) hakkıyle haberdârdır.

İbni Kesir

:

Hamd, O Allah'a ki; göklerde ve yerde bulunanlar kendisine aittir. Ahirette de hamd O'nadır. O; Hakim'dir, Habir'dir.

Muhammed Esed

:

Hamd, göklerde ve yerde ne varsa tümünün gerçek maliki olan Allah'a mahsustur; ahirette de hamd O'na mahsus olacaktır. Yalnız O'dur hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Hamd o Allah'a ki, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa O'na aittir ve ahirette de hamd O'nadır. Ve O hakîmdir, habîrdir.

Şaban Piriş

:

Hamd, göklerdekilerin ve yerdekilerin sahibi Allah içindir. Ahirette de hamd O’nun içindir. O, hakimdir, (herşeyden) haberdardır.

Suat Yıldırım

:

Bütün hamdler, güzel övgüler gerçek ilah olan Allah’a mahsustur ki göklerde ve yerde olan her şey O’nundur.Âhirette de hamdler O’na mahsustur. O hakîmdir, habîrdir (tam hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyden hakkıyla haberdardır).

Süleyman Ateş

:

Hamd, göklerde ve yerde bulunanların hepsi kendisinin olan Allah'a mahsustur. Âhirette de hamd O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sâhibidir; (her şeyi) haber alandır.

Tefhim-ul Kuran

:

Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır.

Ümit Şimşek

:

Hamd bütünüyle o Allah'a mahsustur ki, göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. Âhirette de hamd Ona mahsustur. O sonsuz hikmet sahibidir ve herşeyden haberdardır.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Hamt, göklerde ve yerde bulunanlar kendisine ait olan Allah'adır. Ölüm ötesi âlemde de hamt O'nadır. Hakîm'dir O, Habîr'dir.

Gösterim: 968