16/NAHL-43

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلاَّ رِجَالاً نُّوحِي إِلَيْهِمْ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz ricalden (erkeklerden) başkasını (resûl olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline (daimi zikir sahiplerine) sorun!


1. ve mâ erselnâ : ve biz göndermedik
2. min kabli-ke : senden önce
3. illâ : den başka
4. ricâlen : erkekler, adamlar, rical
5. nûhî : vahyederiz
6. ileyhim : onlara
7. fes'elû (fe es'elû) : o zaman, o taktirde sorun
8. ehle ez zikri : zikir ehli (daimî zikrin sahibi)
9. in kuntum : eğer siz iseniz
10. lâ ta'lemûne : bilmiyorsunuz

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Nahl Suresinin 43. âyet-i kerimesi, Enbiya Suresinin 7. âyet-i kerimesiyle aynıdır.

21 / ENBİYÂ - 7: Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun. 

Allahû Tealâ, önemli bir konudan bahsetmektedir: Zikir ehline sormak.

Peygamber Efendimiz (S.A.V), Devrinin İmamı'ydı ve zikir ehlinin en üst noktasındaki Kişi'ydi. Peygamber'di ve aynı zamanda Resûl'dü. Risaleti, bir Peygamber'e ait olan risaletti. Allahû Tealâ A'raf Suresinin 157. âyet-i kerimesinde Peygamber Efendimiz (S.A.V) için bir sonuçtan bahsediyor: 

7 / A'RÂF - 157: Ellezîne yettebiûner resûlen nebiyyel ummiyyellezî yecidûnehu mektûben indehum fît tevrâti vel incîli ye’muruhum bil ma’rûfi ve yenhâhum anil munkeri ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel aglâlelletî kânet aleyhim, fellezîne âmenû bihî ve azzerûhu ve nasarûhu vettebeûn nûrellezî unzile meahu ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara ma'ruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O'na îmân ettiler ve O'na saygı gösterdiler ve O'na yardım ettiler ve O'nunla beraber indirilen Nur'a (Kur'ân-ı Kerim'e) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir. 

Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in 3 özelliği anlatılıyor:

  1. Ümmî oluşu
  2. Nebî oluşu
  3. Resûl oluşu

Allahû Tealâ burada çerçeveyi genişletmiştir. Bilinmeyenlerin sadece peygamber resûllere, velî resûllere değil; daimî zikrin sahibi ve iradesini Allah'a bağlamış olan, bu sebeple, adaletsizlik yapması mümkün olmayanlara da sorulmasını istiyor. 

Allahû Tealâ'nın asıl hitap ettiği, Peygamber Efendimiz (S.A.V), bir Nebî Resûl'dür. "Senden önce göndermedik." diye, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e söylüyor. Ama hitap O'na olmasına rağmen, âyet-i kerimenin sonu, sahâbeye ve bütün devirlerdeki insanlaradır. 

Kur'ân-ı Kerim, zamanı bütünleyen bir Kitap'tır. Allahû Tealâ bütün zamanlarda yaşamış ve yaşayacak olan insanlara hitap etmektedir: 

"Bilmiyorsanız zikir ehline sorun." Zikir ehli, daimî zikre ulaşmış olanlardır. 

26. basamak; ulûl'elbab makamı, zikir ehlidir. 

27. basamak; ihlâs makamı, zikir ehlidir. 

28. basamak; salâh makamı, zikir ehlidir. 

Aynı zamanda hepsi sabikûndur. Hayırlarda yarışanlardır. 

Ulûl'elbab olduğu anda hikmet sahibi olan kişi 4 esas özellik kazanır. Onlar:

  1. Daimî zikrin sahipleridir.
  2. Daimî zikrin sahibi oldukları için nefslerindeki bütün afetler yok olmuştur.
  3. Kalp gözleri açılmıştır, kalplerinin gözüyle görürler.
  4. Kalp kulakları açılmıştır, kalpleriyle işitirler.

Bu 4 esas şartın oluşturduğu 3 de vasıf şartı vardır:

  1. Hikmet sahibidirler.
  2. Tezekkür sahibidirler.
  3. Hayır sahibidirler.

Onlar hayır sahibidirler; çünkü daimî zikrin sahibi oldukları için her saniye, onlara sadece derecat kazandırır. 

Ehl-i tezekkürdürler; çünkü Allahû Tealâ ile her zaman tezekkür etmek yetkisinin sahipleridir. Sorulan kişi, ehl-i zikir, sualleri Allah'a aktararak Allah'tan aldığı cevabı karşısındakine iletir. (Nahl Suresinin 43. âyet-i kerimesi ve Enbiya Suresinin 7. âyet-i kerimesi tezekkürle alâkalıdır. Burada söylenen kişiler, iradesi Allah'a bağlanmış olanlardır.) Hikmet sahibi kişiler hakem veya hakim olurlarsa kararları Allah'a sorarak verecekleri için daima adaletli karar verirler. Ehli hikmet olarak Kur'ân âyetlerinin 28 basamaktan hangisine ait olduğunu bilirler. 

Öyleyse ehl-i zikir, başka insanlar için bir sığınaktır, sual merciidir. Kendisinden cevap alındığı bir vakıadır ama verdiği cevap, Allah'tan aldığı sevaptır

16/NAHL-43

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Ve Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz ricalden (erkeklerden) başkasını (resûl olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline (daimi zikir sahiplerine) sorun!

Diyanet İşleri

:

Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Andolsun ki senden önce de gönderdiğimiz ve kendilerine vahyettiğimiz kimseler, insandı. Sorun bilmiyorsanız bilenlere.

Adem Uğur

:

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.

Ali Bulaç

:

Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.

Ali Fikri Yavuz

:

(Ey Rasûlüm!) Senden önce de, kendilerine vahiyde bulunduğumuz erkeklerden başkasını Peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız, Tevrat ve İncil âlimlerine sorun.

Bekir Sadak

:

(43-44) Dogrusu senden once de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettigimiz bir takim adamlar gonderdik. Bilmiyorsaniz kitablilara sorun. Sana da, insanlara gonderileni aciklayasin diye Kuran'i indirdik. Belki dusunurler.

Celal Yıldırım

:

(43-44) Senden önce de ancak kendilerine vahiy ettiğimiz adamları birçok belge, mu'cize ve kitâblarla gönderdik. Eğer (bu konulan) bilmiyorsanız ilim ehlinden sorun. Sonra da kendilerine parça parça (halinde) indirileni insanlara açıklayasın diye Kur'ân'ı indirdik; ola ki düşünürsünüz.

Diyanet İşleri (eski)

:

(43-44) Doğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki düşünürler.

Diyanet Vakfi

:

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.

Edip Yüksel

:

Senden önce, adamlardan/iki ayak üzerinde yürüyenlerden başkasını elçi olarak göndermedik; onlara vahyettik. Bilmiyorsanız uzmanlara sorun.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Senden evvel de Resul olarak başka değil, ancak kendilerine vahy veriyor idiğimiz erler göndermişizdir, ehli zikre sorun bilmiyorsanız

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Senden önce de peygamberler olarak yalnızca kendilerine vahy vermekte olduğumuz erkekler gönderdik. Bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

(Ey Peygamber!) Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorun.

Fizilal-il Kuran

:

Senden önceki peygamberlerimiz de kendilerine vahiy indirdiğimiz birer insandı. Eğer bilmiyorsanız, daha önce kendilerine kitap verilenlere sorunuz.

Gültekin Onan

:

Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun.

Hasan Basri Çantay

:

Senden evvel kendilerine vahy eder olduğumuz erkeklerden başkasını biz peygamber göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir erbabına sorun.

İbni Kesir

:

Senden önce de ancak kendilerine vahyeder olduğumuz adamlar gönderdik. Öyleyse bilmiyorsanız zikir ehline sorun.

Muhammed Esed

:

(Ey Muhammed,) Biz senden önceki çağlarda da, kendilerine vahyettiğimiz (ölümlü) adamlardan başka kimseyi (elçi olarak) göndermedik; bu konuda yeterli bilgiye sahip değilseniz, vahyedilmiş önceki kitaplara bağlı kimselere sorun,

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve senden evvel de resûl olarak göndermedik, ancak kendilerine vahyeder olduğumuz erkekleri gönderdik. İmdi, ehl-i zikrden sorunuz eğer siz bilmiyor iseniz.

Şaban Piriş

:

-Senden önce de kendilerine vahiy ilettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız kitap ehline sorun.

Suat Yıldırım

:

Senden önce de, gönderdiğimiz elçiler, kendilerine vahyettiğimiz bir kısım adamlardan başka bir varlık değildiler. Eğer bu konuları bilmiyorsanız ilim adamlarına sorunuz.

Süleyman Ateş

:

Biz senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını elçi göndermedik. Sorun, Zikir ehline; eğer bilmiyorsanız:

Tefhim-ul Kuran

:

Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.

Ümit Şimşek

:

Senden önce gönderdiklerimiz de kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başka birşey değildi. Bilmiyorsanız ilim ehline sorun.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir/Kur'an ehline sorun.

Gösterim: 1078