2/BAKARA-186

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).

Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).


1. ve izâ : ve olduğu zaman, olunca
2. seele-ke : sana sordu
3. ıbâdî : kullarım
4. an-nî : benden
5. fe innî : o zaman muhakkak ki ben
6. karîbun : yakın
7. ucîbu : icabet ederim, karşılık veririm
8. da'vete : davet, dua
9. ed dâi : davet eden, dua eden
10. izâ : olduğu zaman, olunca
11. deâ-ni : beni davet etti, çağırdı
12. fe : artık, o halde
13. el yestecîbû-lî : onlar bana icabet etsinler
14. ve li yu'minû bî : ve bana âmenû olsunlar
15. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
16. yerşudûne : irşada ulaşırlar, irşad olurlar

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Bakara Suresinin 186. âyeti, sıfır koddan sona kadar, 28 basamağın hepsini içine alır. Bütün insanlar 28 basamağın birincisini (olayları) yaşarlar. İkinci basamakta olaylar değerlendirilir. Önemli olan 3. basamağa adım atabilmektir. Ne yazık ki insanların çoğu Allah'a ulaşmayı dilemeyerek 3. basamağa adım atamaz ve 2. basamakta kalırlar. Allahû Tealâ'nın indinde bu kişinin kurtuluşu söz konusu değildir. Gideceği yer cehennemdir. 

Eğer kişi Allah'a ulaşmayı dilerse 3. basamağa ulaşır ve cennetin de sahibi olur. Dilemezse ne yaparsa yapsın, hangi standartlarda yaşarsa yaşasın kurtuluşu mümkün değildir. 

Kişi, Allah'a ulaşmayı dilediği an ölse bile mutlaka Allah'ın cennetine girer. Kişi Allah'a ulaşmayı dilediği an 1. defa mü'min olmuştur. Allah bu kişinin kalbindeki Allah'a ulaşma talebini işitir, bilir, görür ve tecelliye başlar. Bu tecelli, Allahû Tealâ'nın 4. basamakta Rahmân esmasıyla tecellisidir. 5. basamakta kişinin gözlerindeki hicab-ı mesture ve basar hassasının üzerindeki gışavet alınır. 6. basamakta kulaklarındaki vakra ve sem'î hassası üzerindeki mühür açılır. 7. basamakta kalbin mührü açılır ve kalpteki ekinnet alınır; yerine îmân girer ve ihbat konur. Bu işlemler kişi Allah'a ulaşmayı dilediği andan itibaren çok kısa bir sürede gerçekleşir. Bu 7. basamak bir kişinin âmenû olmak şartlarının dizayn edildiği yerdir. 8. basamakta Allah kişinin kalbine ulaşır. 9. basamakta Allah, kalbi Allah'a çevirir. 10. basamakta kişinin göğsünden kalbine nur yolu açılır. 11. basamakta zikirle rahmet nurları kalbe girer. 12. basamakta kişi huşû sahibi olur. 13. basamakta hacet namazının kılınması ile kişiye mürşid gösterilir. 14. basamakta mürşidin önünde tövbe edilir. 

Kişinin başının üstüne devrin imamının ruhu gelir ve yerleşir. Kalbinin içine îmân kelimesi yazılır. Günahları sevaba (seyyiati hasenata) çevrilir. Allah'ın o güne kadar verdiği dereceler 1'e 10 iken, o günden itibaren 1'e 100 olur. Ruh vücuttan ayrılarak Allah'a doğru yola çıkar. Nefs tezkiyesi başlar. Fizik vücut, nefs tezkiyesi sebebiyle şeytana kul olmaktan kurtulmaya ve Allah'a kul olmaya başlar. Kişinin iradesi güçlenmeye başlar.

Kişinin kalbine îmân yazılmasıyla, 2. defa (îmânı artan) mü'min olmuştur. Bakara-186, Allah'ın davetinin mü'min olmak olduğunu, Allah'ın kâfirlerin duasına icabet etmediğini ifade etmektedir. Allahû Tealâ'nın kabul ettiği bir tek talep vardır; o da Allah'a ulaşmayı dilemektir. 14. basamakta mü'min olan kişi Bakara Suresinin 186. âyet-i kerimesinde ifade edilen birinci aşamaya gelir. Ama Allahû Tealâ'nın istediği, bu noktada bitmez. Allahû Tealâ: "Ve irşada ulaşsınlar" buyurmaktadır. Mü'min olmak, 28 basamağın 3. basamaktan 14. basmağa kadar olan kısmını, irşada ulaşmak da 14. basamaktan 28. basamağa kadar olan kısmını ifade etmektedir.

2/BAKARA-186

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).

Diyanet İşleri

:

Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Kullarım, sana beni sorarlarsa bilsinler ki ben, muhakkak onlara pek yakınım. Beni çağıran, bana dua eden kişiye çağırdığı, dua ettiği anda icabet ederim. Artık onlar da benim çağırmama koşsunlar, bana inansınlar da doğru yolu bulsunlar.

Adem Uğur

:

Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.

Ali Bulaç

:

Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.

Ali Fikri Yavuz

:

(Ey Rasûlüm) kullarım sana benden sordularsa, muhakkak ki ben çok yakınımdır; bana dua edince, dua edenin duasını kabul ederim. O halde onlar da benim dâvetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola ulaşmış olsunlar.

Bekir Sadak

:

Kullarim sana Beni sororlarsa, bilsinler lki Ben, suphesiz onlara yakinim. Benden isteyenin, dua ettiginde duasini kabul ederim. Artik onlar da davetimi kabul edip Bana inansinlar ki dogru yolda yuruyenlerden olsunlar.

Celal Yıldırım

:

Kullarım sana benden sorarlarsa, şüphesiz ki Ben (onlara çok) yakınım. Bana duâ edince, duâ edenin dileğini kabul ederim. O halde onlar da benim davetime gelsinler ve bana inansınlar (imânlarında devamlılık göstersinler) ki doğruya erişmiş, saadete kavuşmuş olsunlar.

Diyanet İşleri (eski)

:

Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki doğru yolda yürüyenlerden olsunlar.

Diyanet Vakfi

:

Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.

Edip Yüksel

:

Kullarım beni sana soracak olurlarsa bilsinler ki ben yakınım. Beni çağırdığı vakit çağıranın çağrısına karşılık veririm. Doğru yolu bulmaları için onlar da bana karşılık vermeli ve bana inanmalı.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Ve şayed kullarım sana benden sual ettilerse muhakkak ki ben çok yakınımdır, bana dua edince duacının duasına icabet ederim o halde onlar da benim da'vetime koşsunlar ve bana hakkile iman etsinler ki rüşd ile gidebilsinler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Şayet kullarım Beni senden sorarlarsa gerçekten Ben çok yakınım. Bana dua edince duacının duasını kabul ederim; O halde onlar da Benim davetime koşsunlar ve Bana layıkiyle iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.

Fizilal-il Kuran

:

Eğer kullarım sana benden sorarlarsa onlara de ki; ben kendilerine yakınım, bana dua edenin duasını, dua edince, kabul ederim. O halde onlar da benim çağrıma olumlu karşılık vererek bana iman etsinler ki, doğru yolu bulsunlar.

Gültekin Onan

:

Kullarım beni sana soracak olurlarsa, muhakkak ki ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana inansınlar. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.

Hasan Basri Çantay

:

Kullarım (Habîbim) sana beni sorunca (haber ver ki) işte ben muhakkak yakınımdır. Bana düâ edince ben o düâ edenin da'vetine icabet ederim. O halde onlar da benim da'vetime (itaatle) icabet ve bana İman (da devam) etsinler. Tâki (o sayede) doğru yola ulaşmış olalar.

İbni Kesir

:

Kullarım, sana Beni sorarsa; şüphesiz ki Ben, çok yakınım. Bana dua edince Ben, o dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da Benim da'vetime icabet etsinler. Bana iman etsinler ki, doğru yola varmış olalar.

Muhammed Esed

:

Eğer kullarım sana Benim hakkımda sorular sorarsa -(bilsinler ki) Ben çok yakınım; dua edenin yakarışlarına her zaman karşılık veririm; öyleyse onlar da Bana karşılık versinler ve Bana inansınlar ki doğru yolu bulabilsinler.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve kullarım sana Ben'den sual ettikleri zaman şüphe yok ki, Ben pek yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dâvetine icabet ederim. Artık onlar da Benim için icabet etsinler. Ve Bana imân eylesinler. Tâ ki hakka isabet etmiş olalar.

Şaban Piriş

:

-Kullarım benden sana sorarlarsa; şüphesiz ben yakınım. Bana dua edenin, dua ettiği zaman, duasına karşılık veririm. O halde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana inansınlar ki doğru yolda olsunlar.

Suat Yıldırım

:

Kullarım Ben’i senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da dâvetime icabet ve Bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler.

Süleyman Ateş

:

Kullarım, sana benden sorar(lar)sa (söyle): Ben (onlara) yakınım. du'â eden, bana du'â ettiği zaman onun du'âsına karşılık veririm. O halde onlar da bana karşılık versin(benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu bulmuş olalar.

Tefhim-ul Kuran

:

Kullarım beni sana soracak olursa, işte Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim çağrıma cevab versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.

Ümit Şimşek

:

Kullarım senden Beni sorarlarsa, Ben çok yakınım. Bana dua ettiğinde, dua edenin duasına cevap veririm. Onlar da Bana cevap versinler ve Bana iman etsinler ki, doğru yolu bulmuş olsunlar.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Kullarım sana benden sorarlarsa ben Karîb'im, gerçekten çok yakınım. Dua edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğruyu ve iyiyi bulabilsinler.

Gösterim: 1224