1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 

13/RA'D-22

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَالَّذِينَ صَبَرُواْ ابْتِغَاء وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُواْ الصَّلاَةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلاَنِيَةً وَيَدْرَؤُونَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ أُوْلَئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِ

Vellezîne saberûbtigâe vechi rabbihim ve ekâmûs salâte ve enfekû mimmâ rezaknâhum sirren ve alâniyeten ve yedreûne bil hasenetis seyyiete ulâike lehum ukbed dâr(dâri).

Onlar, sabırla Rab'lerinin vechini (Zat'ını, Zat'a ulaşmayı ve Allah'ın Zat'ını görmeyi) dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açıkça infâk edenlerdir. Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir. İşte onlar için, bu dünyanın (güzel bir) akıbeti (sonucu) vardır.


1. vellezîne (ve ellezîne) : ve o kimseler
2. saberû : sabrettiler
3. ibtigâe : istedi
4. vechi rabbi-him : Rab'lerinin yüzünü, Zat'ını
5. ve ekâmû es salâte : ve namazı ikame ettiler
6. ve enfekû : ve infâk ettiler
7. mim-mâ : şey(ler)den
8. rezaknâ-hum : onları rızıklandırdık
9. sirren : gizli olarak
10. ve alâniyeten : ve açık olarak
11. ve yedreûne : ve giderirler, savarlar
12. bi el haseneti es seyyiete : kötülüğü iyilik ile
13. ulâike : işte onlar
14. lehum : onlar için vardır
15. ukbe ed dâri : (bu) diyarın (bu dünyanın) sonucu

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allah'ın Zat'ına ulaşmayı dileyenler Rad-21'de anlatılmaktadır. Fakat Rad-20'dekiler ALLAH'IN AHDİNİ yerine getirenler, yani önce ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah'a teslim ettikten sonraki işlem olan ALLAH'IN AHDİNİ yerine getirmek suretiyle iradelerini Allah'a teslim edenlerdir. Allah'ın vechini görenlerdir. Ve Allah'ın Vechi'ni (Zat'ını) görmek için Allah'ın Vechi'ni dileyenlerdir. Rad-21'de olanlar ise Allah'ın Zat'ına ulaşmak için Allah'ın Vechi'ni dileyenlerdir.

13/RA'D-22

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Onlar, sabırla Rab'lerinin vechini (Zat'ını, Zat'a ulaşmayı ve Allah'ın Zat'ını görmeyi) dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açıkça infâk edenlerdir. Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir. İşte onlar için, bu dünyanın (güzel bir) akıbeti (sonucu) vardır.

Diyanet İşleri

:

Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Onlar, Rablerinin rızâsını dileyerek sabrederler, namaz kılarlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeyden, gizli ve açık harcarlar ve kötülüğü iyilikle giderirler. Öyle kişilerdir onlar ki onlarındır güzel sonuç.

Adem Uğur

:

Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.

Ali Bulaç

:

Ve onlar, Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.

Ali Fikri Yavuz

:

Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler, namazı gereği üzere kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve aşikâr harcarlar, kötülüğü de iyilikle savarlar, işte bunlar (adı geçenler var ya), ahiret saadeti onlar içindir.

Bekir Sadak

:

(22-24) Onlar, Rablerinin rizasini dileyerek sabrederler, namazi kilarlar; kendilerine verdigimiz riziktan, gizlice ve acikca sarfederler; iyilik yaparak kotulugu ortadan kaldirirlar; iste onlara bu dunyanin iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardir; babalarÙnÙn, eslerinin, cocuklarÙnÙn iyi olanlarÙ da oraya girerler. Melekler her kapÙdan yanlarÙna girip: «Sabretmenize karsÙlÙk size selam olsun; burasÙ dunyanÙn ne guzel bir sonucudur!» derler.

Celal Yıldırım

:

(22-23-24) Onlar ki, Rablarının rızâsını dileyerek sabrettiler, namazı dosdoğru kıldılar, kendilerine verilen rızıklardan gizli-açık (Allah için, Allah yolunda) harcadılar ve (hepsiyle birlikte) kötülüğü iyilikle savarlar; işte onlara Dünya yurdunun güzel bir sonucu (tatlı bir ürünü), girecekleri ADN Cennetleri vardır; babalarından, eşlerinden, çocuklarından kendini düzeltip iyiler sınıfına girenler de onlarla beraber gireceklerdir. Melekler her kapıdan onların yanına girerler de, «sabretmenize karşılık selâm size ; burası Dünya yurdunun ne güzel sonucudur» derler.

Diyanet İşleri (eski)

:

(22-24) Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça sarfederler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldırırlar; işte onlara bu dünyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eşlerinin, çocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: 'Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası dünyanın ne güzel bir sonucudur!' derler.

Diyanet Vakfi

:

Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.

Edip Yüksel

:

Ve onlar ki sadece Rab'lerinin onayını kazanmak için sabredip direnirler, namazı gözetirler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yardım için harcarlar ve kötülüğü iyilik ile savarlar. Son durağı onlar hak etmişlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Ve onlar ki Mevlâlarının rızasına ermek için sabretmekte, namazı dürüst kılmakda, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli açık infak eylemektedirler, ve seyyieyi hasene ile defederler, işte bunlar, Dünya yurdunun ukbası onlara

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Ve onlar ki, Rablerinin rızasına ermek için sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli açık harcarlar ve kötülüğü iyilik ile savarlar. İşte bunlar, dünya yurdunun akibeti onlara mahsustur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır.

Fizilal-il Kuran

:

Yine onlar, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak amacı ile sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizlice ve açıkça hayır yolunda harcarlar, kötülüğü iyilikle savarlar. İşte geçici dünyanın ardından gelecek olan mutlu akıbet onları bekliyor.

Gültekin Onan

:

Ve onlar rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.

Hasan Basri Çantay

:

Onlar ki (sırf) Rablerinin rızaasını isteyerek (her zorluğa) katlanırlar, namazı dos doğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıkdan gizli ve aşikâr (hayır yoluna) harcarlar, kötülüğü iyilikle savarlar, işte onlar, onlar için bu dâr (-i dünyân) ın (iyi) bir sonucu vardır.

İbni Kesir

:

Ve onlar ki; Rabblarının rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça infak ederler. Kötülüğü iyilik yaparak ortadan kaldırırlar. İşte onlara bu dünyanın karşılığı;

Muhammed Esed

:

ve onlar ki, Rablerinin teveccühünü umarak güçlüklere göğüs gerip, namazda kararlılık gösterirler; kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli açık başkaları için harcarlar, kötülüğü iyilikle savarlar. İşte, ahirette erişilecek olan nihai huzur böylelerine özgüdür;

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve onlar ki, Rablerinin rızasını isteyerek sabretmişlerdir ve namazı doğruca kılmışlardır ve kendilerine merzûk ettiğimiz şeylerden gizlice ve âşikâre olarak infakta bulunmuşlardır ve kötülüğü iyilik ile def'ederler, işte onlar için bu dünyada iyi bir akıbet vardır.

Şaban Piriş

:

Onlar, Rablerinin rızasını kazanmak için sabredenler, namazı kılanlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizli ve açık olarak sarfedenler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldıranlardır. İşte onlar için yurdun en iyisi vardır.

Suat Yıldırım

:

Onlar, sırf Rab’lerinin rızasını kazanmak için sabreder, namazı tam gerektiği şekilde kılarlar. Kendilerine ihsan ettiğimiz rızıklardan gerek gizli, gerek açık bir tarzda bağışta bulunur ve kötülüğe iyilikle mukabele ederler. İşte onlardır dünya diyarının güzel âkıbetini kazananlar.

Süleyman Ateş

:

Ve onlar Rablerinin yüzünü (rızâsını) arzu ederek (nefsin gücüne giden şeylere) sabrederler; namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak (hayır yoluna) harcarlar ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte şu yurdun sonucu onlarındır:

Tefhim-ul Kuran

:

Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.

Ümit Şimşek

:

Onlar, Rablerinin rızasını umarak sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, onlara rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık bağışta bulunurlar, kötülüğü de iyilikle savarlar. Dünya yurdunun hayırlı sonu işte onlar içindir.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt.

Abdullah Aydın

:

Onlar ki, sırf Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler. Namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak (hayır için) harcarlar, kötülüğü de iyilikle savarlar. İşte bunlar (adı geçenler var ya) dünya yurdunun (güzel) sonucu, (ahiret saadeti) onlar içindir.

Ahmet Davudoğlu

:

Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve aşikar infak ederler. Kötülüğü de iyilikle defederler. İşte bunlar var ya (dünya) yurdunun (iyi) sonucu onlarındır.

Ali Arslan

:

İşte onlar Rablerinin rızasını isteyerek sabredenler.

Arif Pamuk

:

Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte bunlar var ya, dünya yurdunun güzel sonu sadece onlarındır.

Ayntabî Mehmet Efendi

:

Ve onlar ki, Rablerinin rızâsını isteyerek sabrederler. Namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli, aşikar infak ederler. Ve fenalığı iyilikle karşılarlar. (Onlar için), bu darın (dünyanın) iyi bir akıbeti (Ahiret saadeti) vardır.

Bahaeddin Sağlam

:

Onlar ki, sahipleri olan Allah'ın öz rızasını kazanmak için sabrederler.

Diyanet Vakfı (1993)

:

Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden kimselerdir.

Hasan Tahsin Feyizli

:

Onlar ki, (yalnız) Rablerinin rızâsını dileyerek (nefislerine zor gelen şeylere) sabrederler.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler.

Hüseyin Kaleli

:

“Rablerinin rızasını isteyerek sabredenler de, namazları kılanlar da, kendilerine verdiğimiz rızıklardan da gizli ve açık olarak harcayanlar, kötülüğü de iyilik ile savanlar. İşte bunlar, yurdun akıbeti ancak kendilerinindir.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

Onlar ki, Rablerinin rızasını arayarak sabretmişler, namazlarını dosdoğru kılmışlar, kendilerine rızık olarak verdigimiz şeylerden gizli ve açık bağışta bulunmuşlar, kötülüğe iyilikle karşılık vermek ve günahın ardından bir sevap işlemek suretiyle kötülüğü iyilikle gidermişlerdir. Bu dünyanın sonunda güzel bir akıbet işte onlar içindir.

Mustafa İslamoğlu

:

İşte onlar Rablerinin rızasını elde etme yolunda sebat gösterirler; hem salatı ikame ederler hem de kendilerine verdiğimiz nimetlerden gizlice ve açıktan sarf ederler; dahası, kötülüğü iyilikle ortadan kaldırırlar. İşte onlar, (bu) diyarın mutlu sona ulaşacak sakinleridirler.

Nedim Yılmaz

:

Bunlar Rablerinin rızasını kazanmak maksadıyla sabreden, namazı kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda gizli ve açık olarak harcayan ve iyilik yaparak kötülüğü savan kimselerdir. İşte bu dünya yurdundaki güzel sonuç onlarındır.

Ömer Rıza Doğrul

:

Onlar ki, Rablerinin rızası uğrunda her (eziyete) göğüs gerip sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli aşikar harcederler ve fenalığa karşı iyilikle gelirler. İşte bunlar için öyle güzel bir akıbet vardır ki,

Talat Koçyiğit

:

Rablerinin yüzü suyu hürmetine sabredenler.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler.

Bir Heyet

:

Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden kimselerdir.

 

 

Gösterim: 730