1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 

38/SÂD-1

Bismillâhirrahmânirrahîm

ص وَالْقُرْآنِ ذِي الذِّكْرِ

Sâd, vel kur’âni zîz zikr(zikri).

Sâd, zikrin sahibi Kur’ân’a andolsun.

1. sâd : Sad
2. ve : ve andolsun
3. el kur'âni : Kur'ân
4. : sahip
5. ez zikri : zikir
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Sâd, mukattaa harfi olduğundan bu surenin içinde sâd kelimesinin 19'un katları kadar oluşması lâzımdır. Bu, bizim tarafımızdan sayılmadığı için şu anda birşey söyleyemiyoruz. Bazı surelerde bu mukattaa harfleri 19'un katı olarak gerçekten çıkıyor; çıkmadığı sureler de var. Onun için tam bir güvenle mutlaka 19'un katıdır demek mümkün olmuyor. 

“Zikrin sahibi Kur'ân'a andolsun.” diyerek, bu konuda Allahû Tealâ'nın Kur'ân üzerine yemin ettiğini görüyoruz. İçerisi zikirle dolu olan, kendisi de zikirden ibaret olan Kur'ân'a yemin ediyor. Kur'ân, Allah'ı zikreder. Zikrin en üst seviyesi; Allah'ın ismiyle zikretmektir: 

73/MUZZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
Herşeyden kesilerek Allah'a ulaşabilmek ancak Allah'ı zikirle mümkündür. Zikir, Rabbimiz olan Allah'ın isminin tekrarıyla gerçekleşir. Ve Allah'a ulaşmayı dileyen insanın kalbine Allah'ın rahmeti, fazlı ve salâvâtı ulaşır. Bu rahmet, fazl ve salâvâttan fazıllar, nefsin kalbine Allah'ın yazdığı îmân kelimesinin etrafında toplanmaya başlar ve toplandıkça, îmân kelimesine yapıştıkça orada daha evvel bulunan karanlıkları yani nefsimizin afetlerini, zulümatı adım adım dışarıya gönderir. 

İşte bunun adı, nefs tezkiyesidir. Nefs tezkiyesinin ise bir tek müsebbibi vardır. Allah'ın ismini “Allah, Allah, Allah, Allah...” diye zikretmektir.

38/SÂD-1

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Sâd, zikrin sahibi Kur'ân'a andolsun.

Diyanet İşleri

:

Sâd. O şanlı, şerefli Kur’an’a andolsun (ki o, Allah sözüdür).

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Sâd, andolsun şerefli Kur'ân'a.

Adem Uğur

:

Sâd. Öğüt veren Kur'an'a yemin ederim ki,

Ali Bulaç

:

Sad, Zikir dolu Kur'an'a andolsun;

Ali Fikri Yavuz

:

Sâd. Şerefle dolu Kur’an hakkı için,

Bekir Sadak

:

(1-2) Sad. Ogut veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrilik icindedirler.

Celal Yıldırım

:

Sâd. Öğüd veren Kur'ân'a and olsun ;

Diyanet İşleri (eski)

:

(1-2) Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.

Diyanet Vakfi

:

(1-2) Sâd. Öğüt veren Kur'an'a yemin ederim ki, küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler.

Edip Yüksel

:

SS; mesajı içeren bu Kuran'a andolsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Sâd. bu zikrile meşhun Kur'ana bak

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Sad, Bu öğütle dolu Kur'an'a bak!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Sâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak!

Fizilal-il Kuran

:

Sad, zikir sahibi, şanlı Kur'an'a and olsun ki.

Gültekin Onan

:

Sad, zikir dolu Kuran'a andolsun;

Hasan Basri Çantay

:

Saad. O şanlı, şerefli Kur'ana yemîn ederim ki,

İbni Kesir

:

Sad. Zikr dolu Kur'an'a yemin olsun.

Muhammed Esed

:

Sad. Düşün öğüt ve uyarılarla dolu olan bu Kuran'ı!

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Sâd, şeref ve şan sahibi olan Kur'an hakkı için (iş o kâfirlerin dedikleri gibi değildir).

Şaban Piriş

:

Sâd. Şerefli/zikir sahibi olan Kur’an’a yemin olsun ki,

Suat Yıldırım

:

Sâd. Bu şanlı şerefli Kur’ân hakkı için:

Süleyman Ateş

:

Sâd, (uyarıcı) ve şanlı Kur'ân'a andolsun ki,

Tefhim-ul Kuran

:

Sâd, Zikir dolu Kur'an'a andolsun;

Ümit Şimşek

:

Sâd. And olsun öğüt dolu Kur'ân'a.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Sâd. Zikir/öğüt/uyarı dolu Kur'an'a yemin olsun ki,

Gösterim: 1044