12/YÛSUF-108

Bismillâhirrahmânirrahîm

قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَاْ وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللّهِ وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).

De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah'ı görerek) Allah'a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah'ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”


1. kul : de, söyle
2. hâzihî : bu
3. sebîlî : sebîl, yol
4. ed'û : davet ediyor
5. ilallâhi (ilâ allâhi) : Allah'a
6. alâ basîretin : basiret üzerine, Allah'ı kalp gözüyle görerek
7. ene : ben
8. ve men ittebea-nî : ve bana tâbî olan kimseler
9. ve subhânallâhi : ve Allah'ı tenzih ederim
10. ve mâ ene : ve ben değilim
11. min el muşrikîne : müşriklerden

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Basar, kalp gözünün görme hassasıdır. Basiret ise basar hassasının görmeye başladığını yani o kişinin kalp gözünün açıldığını, bir başka ifadeyle o kişinin ikinci defa ölümden hayata geldiğini ifade eder. "Basiret üzere görüş" demek, "kalp gözünün basar hassasıyla görüş" demektir. "Basiretli" deyince tedbirli, dikkatli, ileriyi doğru tahmin edebilen, güvenilen bir insan anlaşılır. 

Allah'a ulaşmayı dileyen bir kişi, fizik vücudunun baş gözü için başındaki kulak ve dili için ölüyken dirilmiş olur. O kişi bundan evvel kör, sağır ve dilsizdir. Ama Allah'a ulaşmayı dileyince Allah, baş gözündeki hicab-ı mestureyi, kulaklarındaki vakrayı ve kalbindeki ekinneti alır. O kişi böylece üç ayrı cepheden de dirilir. 

Baş gözü ve baş kulağı, bu dünya için görür ve duyar. Ama kim daimî zikre ulaşırsa onun kalp gözü ve kalp kulağı açılır. Kişi bu sefer nefsi için yani fiziğin ötesini görmek için bir defa daha hayata gelir. 

Allahû Tealâ, Fussilet Suresinin 33. âyet-i kerimesinde şöyle buyurmaktadır:

41 / FUSSİLET - 33: Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne). 
Allah'a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır? 

Yusuf Suresinin 108. âyet-i kerimesiyle Fussilet Suresinin 33. âyet-i kerimesi arasında bir illiyet rabıtası vardır. Bu âyet-i kerime, açıkça basiret üzere Allah'ı görerek, Allah'a davet etmeyi belirtmektedir. Sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V) değil, bütün sahâbe, irşad makamının sahibiydi ve Allah'a davet ediyordu. Onlar, kalp gözleri açıldıktan sonra irşad makamının sahibi olmuşlardır. Hakk'ul yakîn kademesinde, iradelerini Allah'a teslim ettikleri noktada, basiretle Allah'ın Zat'ını görmüşlerdir. Allahû Tealâ, sahâbe için şöyle buyurmaktadır: 

9 / TEVBE - 100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır. 

Tâbiiyet, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile bitmemiştir. O'ndan sonra Hz. Ebubekir'e, Hz. Ömer'e, Hz. Osman'a ve Hz. Ali'ye tâbî olunmuştur. Tâbiin, ensara ve muhacirîne tâbî olmuşlardır. Sahâbe Allah'a çağırmıştır. Hamdolsun ki Biz de Allah'a çağırıyoruz ve bu Kur'ân-ı Kerim tefsiri, Allah'ın açıklamasıyla gerçekleşiyor.

12/YÛSUF-108

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah'ı görerek) Allah'a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah'ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”

Diyanet İşleri

:

De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ın şanı yücedir. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”

Abdulbaki Gölpınarlı

:

De ki: İşte bu, benim yolum; ben de can gözüm açık olarak sizi Allah'a çağırmadayım, bana uyanlar da o çeşit çağırmada ve Allah'ı tenzîh ederim ve ben müşriklerden değilim.

Adem Uğur

:

(Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim."

Ali Bulaç

:

De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim."

Ali Fikri Yavuz

:

Ey Rasûlüm, de ki: “-İşte benim yolum (vazifem), budur (Allah’ın dinine davettir). Ben, Allah’a bir görüş ve anlayış üzere insanları davet ediyorum. ben ve bana tabi olanlar böyleyiz. Allah’ı bütün noksanlıklardan tenzîh ederim, ben müşriklerden değilim.”

Bekir Sadak

:

De ki: «Benim yolum budur; ben ve bana uyanlar bilerek insanlari Allah'a cagiririz. Allah'i noksan sifatlardan tenzih ederim. Ben asla Allah'a es kosanlardan degilim.»

Celal Yıldırım

:

De ki, işte benim yolum budur! Ben de, bana uyanlar da bilerek idrâk ederek Allah'a davet ediyorum, (ediyoruz). Allah'ı tenzîh ederim ve ben ortak koşanlardan değilim.

Diyanet İşleri (eski)

:

De ki: 'Benim yolum budur; ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben asla Allah'a eş koşanlardan değilim.'

Diyanet Vakfi

:

(Resûlüm!) De ki: «İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim.»

Edip Yüksel

:

De ki, 'Benim yolum şudur: Açık bir delille ALLAH'a çağırırım, aynı şekilde beni izleyenler de... ALLAH Yücedir, ben ortak koşan birisi değilim.'

Elmalılı Hamdi Yazır

:

De ki: işte benim meslekim bu, basıret üzere Allaha da'vet ederim ben ve bana tabi' olanlar, ve Allahı tesbih ile tenzih eylerim ve ben müşriklerden değilim

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

De ki: «İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ederim, ben ve bana uyanlar; Allah'ı tenzih ederim ve ben ortak koşanlardan değilim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

De ki: İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (işte böyleyiz). Ben Allah'ı tesbih ederim ve ben müşriklerden değilim.

Fizilal-il Kuran

:

Ey Muhammed, de ki; «İşte benim yolum budur, ben inandırıcı kanıtlar göstererek insanları Allah'a çağırırım. Bana uyanlar da öyle yaparlar. Allah'ı her türlü noksanlıktan uzak tutarım. Ben Allah'a ortak koşanlardan değilim.»

Gültekin Onan

:

De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Tanrı'ya davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Tanrı'yı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim."

Hasan Basri Çantay

:

De ki (Habîbim:) «işte bu, benim yolumdur. Ben (insanları) Allaha (körü körüne değil) bir basıyret üzere da'vet ediyorum. Ben de, bana tâbi olanlar da (böyleyiz). Allahı (ortaklardan) tenzîh ederim. Ben müşriklerden değilim».

İbni Kesir

:

De ki: Benim yolum işte budur. Allah'a basiretle davet ediyorum, ben de bana uyanlar da, Allah'ı tenzih ederiz. Ben, asla müşriklerden değilim.

Muhammed Esed

:

De ki: "Budur benim yolum: akla uygun, bilinç ve duyarlıkla donanmış bir kavrayışa dayanarak (hepinizi) Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar (aynı çağrıyı yapıyoruz)". Ve (yine de ki:) "Allah kudret ve azametiyle her türlü eksikliğin üstündedir, ötesindedir. Ve ben O'ndan başka varlıklara tanrılık yakıştıran kimselerden değilim!"

Ömer Nasuhi Bilmen

:

De ki: «İşte benim yolum budur. Allah Teâlâ'ya açık bir hüccet ile dâvet ederim, ben de ve bana tâbi olanlar da. Ve Allah Teâlâ'yı tenzih ederim ve ben müşriklerden değilim.»

Şaban Piriş

:

De ki: -Bu, benim yolumdur; ben ve bana uyanlar basiretle Allah’a çağırırız. Allah’ı tenzih ederim. Ben asla müşriklerden değilim.

Suat Yıldırım

:

Ey Resulüm de ki: "İşte benim yolum budur! Ben insanları Allah’ın yoluna, düşünmeksizin, taklit yolu ile değil, delile dayanarak, idrâklerine hitab ederek dâvet ediyorum. Ben de, bana tâbi olanlar da böyleyiz. Allah’ı bütün eksikliklerden tenzih ederim. Ben asla müşriklerden değilim."

Süleyman Ateş

:

De ki: "İşte benim yolum budur: Allah'a basiretle da'vet ederim. Ben ve bana uyanlar... Allâh'ın şanı yücedir, ben ortak koşanlardan değilim."

Tefhim-ul Kuran

:

De ki: «Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim.»

Ümit Şimşek

:

De ki: İşte benim yolum budur. Ben bilgiye dayanarak ve hakikati gören bir gözle Allah'a çağırıyorum. Ben böyle yaptığım gibi, bana uyanlar da böyle yapıyor. Allah her türlü eksiklik ve ortaktan yücedir; ben de Ona şirk koşanlardan değilim.

Yaşar Nuri Öztürk

:

De ki: "İşte benim yolum budur. Ben, Allah'a basîret üzere çağırırım/dua ederim. Beni izleyenler de... Şanı yücedir Allah'ın! Ben müşriklerden değilim."

Abdullah Aydın

:

(Habibim) de ki: “İşte benim yolum (vazifem) budur. (Allah'ın dinine davettir.) Ben insanlara Allah'a körü körüne değil, bir görüş ve anlayış üzere davet ediyorum. Ben ve bana tabi olanlar böyleyiz; Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Ben müşriklerden değilim.”

Ahmet Davudoğlu

:

De ki: “İşte benim yolum budur. Basiretli olduğum halde Allah'a davet ederim. Ben ve bana tâbi olanlar (böyleyizdir). Hem Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Ben müşriklerden değilim.”

Ali Arslan

:

(Ey Muhammed) de ki: “İşte bu benim yolumdur: (Sizleri) Allah'a basiret üzere çağırıyorum. Ben ve bana uyanlar da... Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim. Ve ben ortak koşanlardan değilim.”

Arif Pamuk

:

Ey Muhammed! De ki: "Benim yolum budur. Ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim."

Ayntabî Mehmet Efendi

:

(Yâ Muhammed!) de ki: “İşte, benim yolum. Ben, basiret üzerîne Allahû Tealâ'ya da'vet ediyorum. Ben de, bana uyanlar da böyleyiz. Allahû Tealâ'yı tenzih ve takdis ile teşbih ederim ve ben müşriklerden değilim.”

Bahaeddin Sağlam

:

De ki: “Benim yolum budur. Ben ve bana tâbi olanlar, bilerek ve görerek Allah'a davet ediyoruz... Allah'a hiçbir kusur ve acizlik isnad etmiyorum. Çünkü ben, O'na eş koşanlardan değilim.”

Diyanet Vakfı (1993)

:

(Resûlüm!) De ki: “İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim.”

Hasan Tahsin Feyizli

:

(Habibim) de ki; “İşte benim yolum budur. (Allah'ın dînine dâvettir.) Ben, bâsiretle (bilerek, inanarak ve açık bir delil ile) Allah'a davet ederim ve bana uyanlar da (öyledir.) Allah'ı tenzih eder. (O'nu her türlü noksanlıklardan uzak tutar)ım. Ben (Allah'a) ortak koşanlardan da değilim.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Ey Muhammedi De ki: “Benim yolum budur; ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben asla Allah'a eş koşanlardan değilim.”

Hüseyin Kaleli

:

“Rasulüm! “İşte benim yolum budur. Allâh’a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar basiret üzereyiz. Allâh’ı da tenzih ederiz. Ben müşriklerden de değilim” de.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

De ki: İşte benim yolum budur. Ben de, bana uyanlar da, apaçık bir delile dayanarak Allah'a cağırırız. Allah'ı her türlü noksandan tenzih ederim. Ben asla müşriklerden olamam.

Mustafa İslamoğlu

:

De ki: “Benim yolum budur: Ben yalnızca Allah’a çağırıyorum. Ben de, bana uyan kimseler de (ne yaptığımızın) çok iyi farkındayız; ki Allah’ın şanı pek yücedir ve ben O’na ait vasıfları başkasına yakıştıranlardan değilim.

Nedim Yılmaz

:

De ki: “İşte benim yolum budur. Ben tam bir açıklık ve kesin delille Allah’a çağırıyorum. Bana uyanlar da öyle. Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.”

Ömer Rıza Doğrul

:

De ki: “İşte benim yolum. Ben (insanları) Allah yolun çağırıyorum. Ben de, bana katılıp uyanlar da basiret üzereyiz (hakikat ışığını apaçık görüyoruz). Hak Tealâ’nın şanı münezzehtir. Ben (hiçbir şekilde) müşriklerden değilim.”

Talat Koçyiğit

:

(Ey Muhammed!) De ki: “İşte bu, benim yolumdur. Ben bana tâbi olanlarla birlikte, basiretle Allah'a davet ediyorum. Allah'ı (her çeşit noksan ve kusurdan) tenzih ediyorum. Ben, aslâ müşriklerden değilim.”

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

De ki: “Bu, benim yolumdur. Ben, Allah'a bir basiret davet ediyorum. Ben ve bana tâbi olanlar (böyleyiz) Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Ben müşriklerden değilim.”

Bir Heyet

:

De ki: “İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, Ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. (Kör bir saplantı içinde değiliz.) Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim. Ve ben ortak koşanlardan değilim.”

 

 

 

Gösterim: 668