1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206

7/A'RÂF-181

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَمِمَّنْ خَلَقْنَا أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِهِ يَعْدِلُونَ

Ve mimmen halâknâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn(ya’dilûne).

Ve yarattıklarımızdan bir ümmet vardır ki, Hakk’a (Allah’a) ulaştırırlar ve onunla adaletle hükmederler.

1. ve mim-men (min men) : ve o kimselerden
2. halâk-nâ : biz yarattık
3. ummetun : bir ümmet, topluluk (vardır)
4. yehdûne : hidayete erdirirler, ulaştırırlar
5. bi el hakkı : Hakk'a
6. ve bi-hi : ve onunla
7. ya'dilûne : adaletli davranırlar, adaletle hükmederler
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Her devirde, bir tarafta adaletin bütün boyutlarıyla yara aldığı, zedelendiği, hak müessesesinin rafa kaldırıldığı ve insanlara zulmedildiği bir toplum yapısı ve topluma hükmedenler vardır. Bunlar adaletsizliğin temsilcileridir, zalimlerdir. Bir tarafta da gene o insanların arasında öyleleri vardır ki; onlar, adaleti sağlayanlardır. Onlar, Allah'a ulaştıranlardır.

Burada Allahû Tealâ'nın verdiği ölçü, açık ve kesin bir mürşid ölçüsüdür. "Allah'a ulaştıran bir toplum", her devirdeki devrin imamları, Allah'a ulaştırma istikametinde o ülkedeki en yetkili olanlardır. Devrin imamı ise Hakk'a ulaştırmanın gerçek sahibidir. Eğer devrin imamlarından bir bütün sağlıyorsa; Allahû Tealâ, bir toplum, bir ümmet diyorsa, o zaman bütün devirlerdeki devrin imamları da bir topluluk oluşturur.

14 asırdan beri nebî oluşması mümkün değildir. Kıyâmete kadar da oluşmayacaktır. Rahmetli olan bütün nebîler (peygamberler), bütün devirlerdeki her ülkedeki o devrin imamları, şu anda berzah âleminde yaşamaktadırlar. Ve tabiatıyla bir topluluk oluşturmuş durumdadırlar. Dünya üzerinde de onların, devrin imamı olarak hayatta olan temsilcisi ancak vekâletle bu göreve bakan, her ülkedeki resûllerden sadece bir tanesidir.

Allahû Tealâ "yaşayanların arasında bir topluluk" diyorsa devrin imamı da dahil olmak üzere bütün kavimlerdeki resûller ve mürşidler, bugünkü toplumu içerirler. Unutmayın şu anda devrin imamı vardır!

Öyleyse her devirde bu topluluk olmuştur. Bundan 14 asır evvel sahâbe bu görevi yapıyorlardı. Bütün, toplu halde irşadla yetkili bir topluluk oluşturuyorlardı (Tevbe-100). Ensar ve muhacirîne tâbî olanların adı tabiindir. Her devirde böyle bir ümmet mutlaka hayattadır. Bunlar, bütün kavimlerdeki resûllerdir. Ayrıca Allah'ın irşad göreviyle görevlendirdiği, resûl olmayan ama bihakkın takvaya ulaşmış olan Allah'ın mürşidleri de vardır. Ve hepsi, etraflarında mutlaka adaleti sağlayanlardır ve adaletle emredenlerdendir. Adaleti sağlayanlar, Allah'a ulaştıranlar.

Bir bütün içinde konumuzu değerlendirdiğimiz zaman insanların içinde hidayete ulaştırmaya vesile olan (Mâide-35) ve hidayete erdiren birilerinin mutlaka var olduğunu görürsünüz. Hidayete erdiren, her zaman devrin imamıdır. (Secde-24).

1- Allah'a ulaştırmaya vesile olanlar vardır.

2- Allah'a ulaştıran devrin imamı vardır.

9/TEVBE-100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
5/MÂİDE-35Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.

7/A'RÂF-181

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Ve yarattıklarımızdan bir ümmet vardır ki, Hakk'a (Allah'a) ulaştırırlar ve onunla adaletle hükmederler.

Diyanet İşleri

:

Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Yarattıklarımızdan bir topluluk var ki halkı gerçeğe irşâd eder ve gerçek olarak adâletle muâmelede bulunur.

Adem Uğur

:

Yarattıklarımızdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet bulunur.

Ali Bulaç

:

Yarattıklarımızdan, hakka yöneltip ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ümmet vardır.

Ali Fikri Yavuz

:

Yine bizim yarattıklarımızdan bir ümmet de vardır ki, rehberlik ederler ve hak ile hüküm verirler.

Bekir Sadak

:

Yarattiklarimizdan bir topluluk hakki gosterirler ve onunla hukmederler. *

Celal Yıldırım

:

Yarattıklarımızdan bir ümmet de var ki, onlar hakka giden yolu gösterir, ona doğru irşâd ederler; yine onunla adaleti uygularlar.

Diyanet İşleri (eski)

:

Yarattıklarımızdan bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederler.

Diyanet Vakfi

:

Yarattıklarımızdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet bulunur.

Edip Yüksel

:

Yarattıklarımızın arasında bir topluluk var ki gerçek ile yol gösterirler ve yine onunla hakkı gözetirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Yine bizim halk ettiklerimizden bir ümmet de var ki hakka rehberlik ederler, ve onunla icrayı adalet eylerler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Yine bizim yarattıklarımızdan öyle bir topluluk vardır ki, hakka rehberlik ederler ve onunla adaleti yerine getirirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Yine bizim yarattığımız insanlardan öyle bir ümmet var ki, onlar hakka yol gösterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler.

Fizilal-il Kuran

:

Yarattığımız insanlar içinde başkalarını hakka ileten ve hakka uygun, adil hükümler veren bir kesim varılır.

Gültekin Onan

:

Yarattıklarımızdan hakka yöneltip ileten ve onunla adaleti (uygulayan) bir ümmet vardır.

Hasan Basri Çantay

:

Yaratdıklarımızdan öyle bir ümmet de vardır ki onlar hakka rehberlik ederler, adaleti de onunla (o dairede) tatbıyk ederler.

İbni Kesir

:

Yarattıklarımızdan öyle bir ümmet vardır ki; onlar hakkı gösterirler ve onunla adaleti uygularlar.

Muhammed Esed

:

Yarattıklarımız arasında (başkalarına) doğru yolu gösteren ve onun ışığında adaletle davranan insanlar da vardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve yarattıklarımızdan bir ümmet de vardır ki, onlar hak ile rehberlik ederler ve hak ile adâlette bulunurlar.

Şaban Piriş

:

Yarattıklarımızdan hakka yönelten ve onunla adaleti sağlayan bir toplum vardır.

Suat Yıldırım

:

Yarattıklarımız içinde, daima Hakka giden yolu gösteren ve onunla adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.

Süleyman Ateş

:

Yarattıklarımız içinde, doğrulukla hakka götüren ve hak ile adâlet yapan bir ümmet de vardır.

Tefhim-ul Kuran

:

Yarattıklarımızdan, hakka yöneltip ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ümmet vardır.

Ümit Şimşek

:

Yarattıklarımız arasından bir topluluk da var ki, hak sözle insanlara doğru yolu gösterir ve hak ile hükmederek adalet ederler.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Bizim yarattıklarımızdan bir ümmet var ki, hakka rehberlik eder ve onunla adalet sunarlar.

Abdullah Aydın

:

Yarattıklarımızdan öyle bir ümmet vardır ki, onlar gerçeği gösterirler ve hak ile hüküm verirler.

Ahmet Davudoğlu

:

Yine bizim yarattıklarımızdan bir ümmet de var ki, Hakka rehberlik ederler ve onunla adalet gösterirler.

Ali Arslan

:

Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk var ki, hakka götürürler ve hak ile adalet ederler.

Arif Pamuk

:

Yine bizim yarattığımız insanlardan öyle ümmetler vardır ki, onlar hakka gidecek yolu gösterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler.

Ayntabî Mehmet Efendi

:

Yarattıklarımızdan bir cemaat vardır ki, insanları Hakka da'vet ve hakla hükmederler.

Bahaeddin Sağlam

:

Yarattıklarımız içinde hakkı ve hakikati gösteren hak ile hükmeden bir toplum vardır.

Diyanet Vakfı (1993)

:

Yarattıklarımızdan daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir milet bulunur.

Hasan Tahsin Feyizli

:

Yarattıklarımızdan (öyle) bir ümmet vardır ki, hakka rehberlik ederler ve o (hak) ile adalet yaparlar.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Yarattıklarımızdan bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederler.

Hüseyin Kaleli

:

“Yarattığımız kimselerden hakla hidâyete eren ve onunla adalet yapanlar da vardır.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

Yarattıklarımız arasından bir topluluk vardır ki, insanlara hakkı gösterirler ve hak olan hükümlerle adalet ederler.

Mustafa İslamoğlu

:

Yarattıklarımız içerisinde hakikate giden yolu gösteren ve onun sayesinde adâletle davranan kimseler de vardır.

Nedim Yılmaz

:

Yarattıklarımızdan (insanlara) hak ile doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti yerine getiren bir millet vardır.

Ömer Rıza Doğrul

:

Yarattıklarımızdan bir cemaat vardır ki halkı doğru yola irşad ederler. Hak ile adaleti icra ederler.

Talat Koçyiğit

:

Yarattıklarımız içinde bir ümmet de vardır ki, insanları Hakka irşad ederler ve hak ile hüküm verirler.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

Yarattıklarımızdan hakka rehberlik eden ve onunla adalet eyleyen bir ümmet vardır.

Bir Heyet

:

Yarattıklarımızdan, daima hak ile doğru yolu bulan ve onunla adil davranan bir ümmet (millet) vardır.

Gösterim: 666