10/YÛNUS-25

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَاللّهُ يَدْعُو إِلَى دَارِ السَّلاَمِ وَيَهْدِي مَن يَشَاء إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin).

Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.


1. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
2. yed'û : davet eder
3. ilâ dâri es selâmi : teslim yurduna, selâm yurduna
4. ve yehdî : ve ulaştırır
5. men yeşâu : dilediği kişi
6. ilâ sırâtın : yola
7. mustekîmin : istikamet üzere olan, Allah'a götüren

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahû Tealâ diyor ki: "Allah selâm yurduna davet eder." 

Selâm, selâmet, salim, İslâm, teslim, müslim, müslüman kelimeleri (28 ayrı açıdan 28 kelime türeyebilir ) "slm" kökünden gelmektedir. Bilelim ki "sin", "lâm" ve "mim" den oluşan, "slm" kökünden gelen bu kelimeler, Kur'ân-ı Kerim'de en çok mânâlandırıldığı şekliyle "teslim"i ihata eder. Onun için Allahû Tealâ'nın selâm yurduna davet etmesi aslında teslim yurduna davet etmesidir. 

Allahû Tealâ, Allah'a ulaşmayı dilemeyi ve ruhun ölmeden Allah'a ulaşmasını, 12 defa farz kılmıştır. Mutlaka ruhun Allah'a ulaşması lâzımdır. Allah'a ulaşınca teslim olur. Buradaki "selâm" kelimesinin muhtevası, teslimdir. Çünkü Allahû Tealâ, âyet-i kerimede buyuruyor ki: "Allah kimi, o selâm yurduna ulaştırmayı dilerse, o kişiyi Sıratı Mustakîm'e ulaştırır."

Sıratı Mustakîm'e ulaştırırsa ne olur? 

4 / NİSÂ - 175: Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).
Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir (ulaştıracaktır). 

Sıratı Mustakîm, insan ruhlarını Allah'a ulaştıran yoldur.

6 / EN'ÂM - 87: Ve min âbâihim ve zurriyyâtihim ve ihvânihim, vectebeynâhum ve hedeynâhum ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin). 
Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık). 

6 / EN'ÂM - 88: Zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu min ıbâdih(ıbâdihî), ve lev eşrekû le habita anhum mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
İşte bu Allah'ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve eğer şirk koşsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler heba olurdu (boşa giderdi). 

3 / ÂLİ İMRÂN - 73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun). 
Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah'a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi'dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir). 

2 / BAKARA - 120: Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ve sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (Allah'ın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.” . Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah'tan bir dost ve bir yardımcı yoktur. 

Net olarak Allahû Tealâ bizlere Sıratı Mustakîm'in hidayete erdirdiğini, Allah'a ulaştırdığını söylüyor. Allah'a ulaşan ruh, Allah'ın Zat'ında yok olur, ifna olur. Bu, ruhun Allah'a ulaşması ve O'na teslim olmasıdır. Seyr-i sülûk adlı bir yolculukla, insan ruhu Allah'a ulaşmış ve Rabbine teslim olmayı başarmıştır.

Burada Allahû Tealâ "selâm yurdu" demekle, Allah'ın Zat'ını kastediyor. Allah'ın Zat'ı, teslim yurdudur. Ne kadar ruh varsa hepsi Allah'tan gelmiştir ve Allah'ın Zat'ına mutlaka geri dönecektir. Ne zaman ruh Allah'ın Zat'ında yok olursa, işte o zaman herkes için asıl hedefe ulaşmak söz konusudur. Allah'ın Zat'ında yok olmak, vuslata nail olmak, ruhu Allah'a hayattayken teslim etmek, Allah'ın 12 defa farz kıldığı bir hususu gerçekleştirmek demektir. Allahû Tealâ, son derece açık olarak: "Allah'a dön ve teslim ol." diyor: 

39 / ZUMER - 54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne). 
Ve Rabbinize (Allah'a) yönelin (ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O'na (Allah'a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah'a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız. 

4 / NİSÂ - 58: İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir. 

Yunus Suresinin 25. âyet-i kerimesinin de Allah'a davet eden 12 âyetten biri olduğunu hatırlatırız: 

"Allah selâm yurduna (veya teslim yurduna) davet eder ve kimi dilerse onları Sıratı Mustakîm'e ulaştırır. O Sıratı Mustakîm ki, Allah'a ulaştıran yoldur." 

Davet, Allah'ın Zat'ınadır.

10/YÛNUS-25

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.

Diyanet İşleri

:

Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Ve Allah, esenlik yurduna çağırmadadır ve dilediğini doğru yola sevketmededir.

Adem Uğur

:

Allah kullarını esenlik yurduna çağırıyor ve O, dilediğini doğru yola iletir.

Ali Bulaç

:

Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip iletir.

Ali Fikri Yavuz

:

Allah, cennet evine çağırır ve dilediği kimseyi doğru yola iletir.

Bekir Sadak

:

Allah, cennete cagirir ve diledigini dogru yola eristirir.

Celal Yıldırım

:

Allah selâmet yurduna çağırır ; dilediğini de doğru yola eriştirir.

Diyanet İşleri (eski)

:

Allah, cennete çağırır ve dilediğini doğru yola eriştirir.

Diyanet Vakfi

:

Allah kullarını esenlik yurduna çağırıyor ve O, dilediğini doğru yola iletir.

Edip Yüksel

:

ALLAH barış yurduna çağırır ve dilediğini doğru bir yola iletir.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Allah, darüsselâma çağırıyor ve dilediğini bir doğru yola hidayet buyuruyor

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Allah selam yurduna (cennete) çağırıyor ve dilediğine de bir doğru yola hidayet buyuruyor.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Allah, selamet yurduna çağırıyor ve dilediğini de doğru yola hidayet ediyor.

Fizilal-il Kuran

:

Allah insanları esenlik, barış yurduna çağırır ve dilediği kimseleri doğru yola iletir.

Gültekin Onan

:

Tanrı barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip iletir.

Hasan Basri Çantay

:

Allah selâm evine (cennete) çağırır ve O, kimi dilerse onu doğru yola iletir.

İbni Kesir

:

Ve Allah selam yurduna çağırır ve dilediğini dosdoğru yola iletir.

Muhammed Esed

:

(Böyle yapmakla) (bilin ki) Allah, (insanı) huzur ve güvenlik ortamına çağırmakta ve dileyeni dosdoğru bir yola yöneltmektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve Allah Teâlâ selâmet yurduna davet ediyor ve dilediğini doğru bir yola hidâyet buyurur.

Şaban Piriş

:

Allah esenlik diyarına çağırır, dileyeni de dosdoğru yola yöneltmektedir.

Suat Yıldırım

:

Allah insanları esenlik ve mutluluk ülkesine dâvet eder ve dilediği kimseleri doğru yola iletir.

Süleyman Ateş

:

Allâh; esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru bir yola iletir.

Tefhim-ul Kuran

:

Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip iletir.

Ümit Şimşek

:

Allah esenlik yurduna çağırır; dilediği kimseyi de dosdoğru bir yola ulaştırır.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini dosdoğru bir yola kılavuzlar.

Abdullah Aydın

:

Allah, kullarını selam yurduna (cennete) çağırır ve dilediği kimseyi doğru yola iletir.

Ahmet Davudoğlu

:

Allah, selâmet yurduna (cennete) çağırır ve dilediği kimseyi doğru yola hidayet eder.

Ali Arslan

:

(Durum budur ve) Allah (kullarını îmân ile) selâm yurduna (cennete) çağırır ve O dilediğini doğru yola iletir.

Arif Pamuk

:

Allah, selamet yurduna çağırıyor ve dilediğini de doğru yola hidayet ediyor.

Ayntabî Mehmet Efendi

:

Allahû Tealâ kullarını Dârüs-selâm'a (Selamet yurduna, cennete) davet eder. Dilediğini de doğru yola hidayet buyurur.

Bahaeddin Sağlam

:

Allah ise, ebedi olan banş ve esenlik yurduna çağırıyor. Ve O, istediğini doğru yola iletir.

Diyanet Vakfı (1993)

:

Allah kullarını esenlik yurduna çağırıyor ve O, dilediğini doğru yola iletir.

Hasan Tahsin Feyizli

:

Allah (kullarını) selâmet yurdu (cennetine) çağırır ve O, dilediğini doğru yola iletir.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Allah, cennete çağırır ve dilediğini doğru yola eriştirir.

Hüseyin Kaleli

:

“Allâh da selam yurduna davet ediyor ve dileyeceği kimseyi dosdoğru yola iletiyor.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

Allah selamet yurduna davet eder ve dilediğini dos doğru bir yola ulaştırır.

Mustafa İslamoğlu

:

Böylelikle Allah (insanı) mutluluk ve güvenlik zeminine çağırmakta ve isteyeni dosdoğru bir yola yöneltmeyi dilemektedir.

Nedim Yılmaz

:

Allah esenlik yurduna davet eder ve dilediğini dosdoğru bir yola iletir.

Ömer Rıza Doğrul

:

Hak Teâlâ insanları selamet yurduna (cennete) davet eder. Dilediğini dosdoğru yola iletir.

Talat Koçyiğit

:

Allah, (kullarını, cennete) selâm evine çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

Allah kullarını “Selâm evine” (cennete) davet eder. Ve dilediğini de Sırat-ı Müstakiyme hidayet eder.

Bir Heyet

:

Allah kullarını selâm yurduna (cennete) çağırıyor ve O dilediğini doğru yola iletir.

 

 

 

Gösterim: 977