10/YÛNUS-26

Bismillâhirrahmânirrahîm

لِّلَّذِينَ أَحْسَنُواْ الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ وَلاَ يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلاَ ذِلَّةٌ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdeh(zîyâdetun), ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilleh(zilletun), ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Onlar için Ahsenül hüsna (Allah'ın Zat'ına ulaşmak) ve ziyadesi (daha fazlası, Allah'ın cemalini görmek) vardır. Onların yüzlerini bir keder kaplamaz ve bir zillet (küçük düşme, hakirlik) yoktur. İşte onlar, cennet halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır.


1. li ellezîne : o kimseler için (vardır)
2. ahsenû : ahsen olanlar, daha güzel olanlar
3. el husnâ : güzellik
4. ve zîyâdetun : ve onun ziyadesi, daha fazlası
5. ve lâ yerheku : ve kaplamaz, bürümez
6. vucûhe-hum : onların yüzleri
7. katerun : ne bir karartı, korku, keder, sıkıntı
8. ve lâ zilletun : ve ne de bir zillet, hakirlik, küçük düşme (yoktur)
9. ulâike : işte onlar
10. ashâbu el cenneti : cennet halkıdır
11. hum : onlar
12. fî-hâ : orada
13. hâlidûne : devamlı kalanlardır

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Burada ahsen olanlardan bahsediliyor. Bu âyet-i kerime, bir evvelki âyet-i kerimenin daha üst noktasını ifade etmektedir. Yunus Suresinin 25. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyordu ki: "Allah selâm yurduna, teslim yurduna davet eder. Ve kimleri oraya ulaştırmayı dilerse onları Sıratı Mustakîm'e ulaştırır."

Böylece Allahû Tealâ onları Allah'a ulaştıran yola ulaştırıyor ve o yol onları mutlaka Allah'ın Zat'ına ulaştıracaktır. Allah'a ulaşma, Ahsenül Hüsna olarak ifade edilmiştir. Kişi, ruhunu Allah'a teslim ettikten sonra fizik vücudunu Allah'a teslim edecek daha sonra nefsini, daha sonra iradesini de Allah'a teslim edecek ve o zaman ahsen olacaktır. Allahû Tealâ: "Ve onlara daha güzeli ve ziyadesi, daha fazlası vardır." diyor. İşte kim irşada ulaştıktan sonra iradesini de Allah'a teslim eder ve Allah, o kişinin iradesini Kendisine bağlarsa, o kişi mutlaka Allah'ın Zat'ını görür. İşte bu Allah'a ulaşmanın daha ötesidir, daha fazlasıdır. 

Bir kişi, 21. basamakta Allah'a ulaşır. 22. basamakta fenâ makamının, 23. basamakta beka makamının, 24. basamakta zühd makamının, 25. basamakta muhsinler makamının sahibi olur, fizik vücudunu da Allah'a teslim eder. 26. basamakta daimî zikrin sahibi olur, kalbi 7 kat yerlerin melekûtunu görerek müzeyyen olur. 27. basamakta muhlis olur ve kalbi 7 kat göklerin melekûtunu görerek 7 kademe daha müzeyyen olur. Sonra bu kişi, Sidret-ül Münteha'yı Allahû Tealâ ona gösterdiği zaman Tövbe-i Nasuh'a davet edilir ve Tövbe-i Nasuh'un 1., 2., 3., 4. mertebelerinde nefsinin kalbi devamlı olarak müzeyyen olur ve ulûl'elbab'tan başlayan, irşada ulaşana kadar devam eden 19 mertebelik müzeyyen (tezyin) olma, kademeleri kişinin iradesinin Allah'a teslimiyle tamamlanır. İrade Allah'a teslim olduğu zaman kişi, Allah'ın Zat'ını görür. 

Fizik vücudunu Allah'a teslim eden kişi, fizik vücudu ahsen olan kişidir. 

Nefsini Allah'a teslim eden kişi, nefsi ahsen olan kişidir. 

İradesini Allah'a teslim eden kişi, iradesi de ahsen olan kişidir. 

İşte asıl ahsen olanlar, iradesini de Allah'a teslim edenlerdir. Onlar Hakk'ul yakînin sahipleridir, yani Allah'ın Zat'ını görmek şerefine erenlerdir.

10/YÛNUS-26

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Onlar için Ahsenül hüsna (Allah'ın Zat'ına ulaşmak) ve ziyadesi (daha fazlası, Allah'ın cemalini görmek) vardır. Onların yüzlerini bir keder kaplamaz ve bir zillet (küçük düşme, hakirlik) yoktur. İşte onlar, cennet halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır.

Diyanet İşleri

:

Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

İyilik edenleri iyilikle mükâfatlandırırız, daha da fazlasını veririz ve yüzleri kararmaz, zillete düşmez onlar. Onlardır cennet ehli, orada ebedî kalırlar.

Adem Uğur

:

Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır ne de bir horluk (gelir). İşte onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedî kalacaklardır.

Ali Bulaç

:

Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır.

Ali Fikri Yavuz

:

İman edip güzel bir amel işleyenlere cennet ve bir de Allah’ın Cemalini görmek var. Onların yüzlerine ne bir leke bulaşır, ne de bir zillet... İşte bunlar cennetliktirler, kendileri orada ebedî olarak kalıcıdırlar.

Bekir Sadak

:

Iyi davrananlara; daima daha iyisi ve ustunu verilir. Onlarin yuzlerine ne bir karalik, ne de zillet bulasir. Iste onlar cennetliklerdir, orada temelli kalirlar.

Celal Yıldırım

:

İyi-yararlı güzel amelde bulunanlara daha iyisi ve güzeli, bir de fazlası vardır. Yüzlerini ne bir toz duman, ne de aşağılık ve horluk kaplar. İşte onlar Cennet yaranıdırlar. Orada devamlı kalıcılardır onlar.

Diyanet İşleri (eski)

:

İyi davrananlara; daima daha iyisi ve üstünü verilir. Onların yüzlerine ne bir karalık, ne de zillet bulaşır. İşte onlar cennetliklerdir, orada temelli kalırlar.

Diyanet Vakfi

:

Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır ne de bir horluk (gelir). İşte onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedî kalacaklardır.

Edip Yüksel

:

Güzel davrananlara daha fazlası vardır. Yüzlerini ne bir yoksunluk ne de bir aşağılanma duygusu kaplar. Onlar cennet halkıdır. Orada ebedi kalıcıdırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Hasenât yapanlara husnâ bir de ziyade var, ve yüzlerine ne bir kara bulaşır ne zillet, onlar eshabı Cennet hep orada muhalleddirler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

İyi işler yapanlara daha güzeli; bir de fazlası var; yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de aşağılık. Onlar cennet ehli, hep orada ebedi kalacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardır.

Fizilal-il Kuran

:

Dünyada iyi işler yapanlara daha iyi bir karşılık ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne kara leke ve ne de horlanmışlık kaplar. Onlar cennetliklerdir, orada ebedi olarak kalacaklardır.

Gültekin Onan

:

Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir illet. İşte onlar cennetin halkıdırlar orada süresiz kalacaklardır.

Hasan Basri Çantay

:

İyi iş, güzel amel yapanlara («ihsân» mertebesine erenlere) daha güzel iyilik, bir de ziyâde vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (karalık) bulaşır, ne de bir horluk kaplar. Onlar cennetin yaranıdırlar ki kendileri onun için ebedî kalıcıdırlar.

İbni Kesir

:

Güzel davrananlara daha güzeli ve fazlası var. Onların yüzleri ne kararır ne de zilletten kızarır. Onlar cennetin yaranıdırlar. Orada temelli kalacaklardır.

Muhammed Esed

:

İyi ve yararlı işler yapmakta sebatlı olanları (karşılık olarak) daha iyisi ve ondan da fazlası beklemektedir. (Kıyamet Günü'nde) onların yüzlerini ne bir kararma, ne de bir aşağılanma gölgelemeyecektir: İşte bunlardır cennetlikler; orada ebedi kalacak olanlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

İhsanda bulunanlar için güzellik ve bir ziyâdelik vardır ve onların yüzlerini ne karalık ve ne de bir alçaklık kaplamaz. İşte onlar cennet ehlidirler. Onlar orada ebedîyyen kalıcılardır.

Şaban Piriş

:

İyi davrananlara, daha iyisi ve bir fazlası vardır. Onların yüzlerini karartı ve zillet bürümez. Onlar cennet dostlarıdır, onlar orada ebedidirler.

Suat Yıldırım

:

İyi ve güzel davranışlarda bulunanlara en güzel mükâfat yani cennet ile daha da fazlası olarak Allah’ın cemalini görmek var. Onların yüzlerine ne bir leke bulaşır, ne de bir zillet! İşte onlar cennetliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Süleyman Ateş

:

Güzel davrananlara daha güzel karşılık ve fazlası var. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de horluk. İşte onlar cennet halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.

Tefhim-ul Kuran

:

Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; onda ebedi olarak kalacaklardır.

Ümit Şimşek

:

İyilik yapanlara ödülün en güzeli, bir de onun ziyadesi vardır. Onların yüzüne ne bir toz konar, ne zillet bulaşır. Onlar Cennet ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik var. Dahası da var. Onların yüzlerine kara da bulaşmaz, zillet de... Cennetin dostlarıdır onlar; sürekli kalıcıdırlar orada.

Abdullah Aydın

:

İyi iş, güzel amel yapanlara daima daha iyi mükâfat (cennet) ve üstünü (Allah'ın cemâlini görme bahtiyarlığı) verilir. Onların yüzleri ne karanr, ne de kızarır. İşte onlar cennetliklerdir, orada temelli kalacaklardır.

Ahmet Davudoğlu

:

(îmân etmek suretiyle) güzel ameller işleyenlere cennet ve bir de ziyade vardır. (Bu ziyade Allah'ı görmeleridir.) Onların yüzlerine ne bir toz (lekesi) bulaşır, ne de bir zillet!... İşte bunlar cennetliklerdir, orada ebedî kalıcılardır.

Ali Arslan

:

Güzel davrananlara en güzel mükâfat, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (karalık) ve ne de bir horluk bulaşır. İşte onlar cennet ehlidirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Arif Pamuk

:

İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlası ile karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardır.

Ayntabî Mehmet Efendi

:

Allahû Tealâ'nın nazarına lâyık (rızasına uygun) güzel ameller işleyenlere daha güzel bir mükâfat, bir de ziyadesi vardır. Ve onların yüzlerini ne bir toz, ne de bir mezellet kaplamaz. Onlar cennetliktirler ve orada daim kalacaklardır.

Bahaeddin Sağlam

:

Güzellikle iş yapanlara, güzel olan cennet ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne toz duman, ne de zillet bürümez. Onlar cennete lâyıktırlar, orada ebedî olarak kalacaklardır.

Diyanet Vakfı (1993)

:

Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır, ne de bir horluk (gelir). İşte onlar cennet ehlidirler ve onlar orada ebedî kalacaklardır.

Hasan Tahsin Feyizli

:

İyilik ve iyi hareket yapanlara, daha güzeli ve bir de ziyade(si) vardır. Onların yüzlerini (kendilerini mahcup edecek) ne bir toz, ne de bir hakirlik kaplamaz. İşte onlar cennet ehlidirler ki, kendileri orada ebedî kalacaklardır.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

İyi davrananlara, daima daha iyisi ve üstünü verilir. Onların yüzlerine ne bir karanlık, ne de zillet bulaşır. İşte onlar cennetliklerdir, orada temelli kalırlar.

Hüseyin Kaleli

:

“İyilik, güzellik yapanlara daha iyisi, daha güzeli ve bir de ziyadesi vardır. Onların yüzlerini bir toz ve bir zillet de kaplamaz. İşte bunlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcılardır.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

İyilik yapan ve iyi kullukta bulunanlara, yaptıklarının daha güzeliyle karşılık ve fazladan mükafat vardır. Kıyamet günüde onların yüzüne ne bir toz konar, nede bir zillet kaplar. İşte onlar Cennet ehlidir, orada ebedi olarak kalacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

:

İyi ve yararlı davranmakta sebat gösterenlere, (karşılık olarak) ondan daha iyisi ve (kat kat) fazlası var. Dahası (o gün) onların ne yüzleri kara çıkar, ne de onursuzluktan başları eğilir: işte bunlar Cennet’in sakinleridirler; orada yerleşip kalmak üzere girerler.

Nedim Yılmaz

:

İyi amel işleyenlere daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzünü ne bir toz kaplar, ne de horluk. İşte onlar cennet ehlidir. Orada sürekli olarak kalacaklardır.

Ömer Rıza Doğrul

:

İyilik edenlere yaptıkları iyiliğin karşılığıyla ve daha fazlasıyla mükâfat vardır. Onların yüzü kararmaz yüzlerini zillet kaplamaz. Bunlar cennetliktirler ve orada daim kalacaklardır.

Talat Koçyiğit

:

İyi iş yapanlara (mükâfat olarak) daha iyisi ve bir de “ziyade” vardır. Onların yüzlerine ne toz bulaşır, ne de zillet.. İşte asıl cennet ehli bunlardır. Ve orada daimîdirler.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

İyilik edenlere daha güzel iyilik ve ziyadesi vardır. Onların yüzlerine zillet ve hakaret tozu bulaşmaz. Onlar, kendisinde ebedî kalmak üzere cennet ehlidirler.

Bir Heyet

:

Güzel amel edenlere daha güzel mükâfat (cennet) bir de fazlası vardır. Onlann yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır, ne de bir horluk gelir. İşte onlar cennet ehlidir. Ve onlar orada ebedî kalacaklardır.

 

 

 

Gösterim: 602