1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 

13/RA'D-36

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمِنَ الأَحْزَابِ مَن يُنكِرُ بَعْضَهُ قُلْ إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللّهَ وَلا أُشْرِكَ بِهِ إِلَيْهِ أَدْعُو وَإِلَيْهِ مَآبِ

Vellezîne âteynâhumul kitâbe yefrehûne bimâ unzile ileyke ve minel ahzâbi men yunkiru ba’dah(ba’dahu), kul innemâ umirtu en a’budallâhe ve lâ uşrike bih(bihî), ileyhi ed’û ve ileyhi meâb(meâbi).

Kendilerine kitap verilenler sana indirilene sevinirler. Gruplardan, onun bir kısmını inkâr edenlere şöyle de: “Ben, sadece Allah'a kul olmakla ve O'na şirk koşmamakla emrolundum. Ben, O'na davet ederim ve dönüşüm O'nadır (meabım, sığınağım, dönüş yerim O'dur).


1. vellezîne (ve ellezîne) : ve o kimseler
2. âteynâ-hum : onlara verdik
3. el kitâbe : kitap
4. yefrehûne : sevinirler
5. bimâ unzile : indirilen şeye
6. ileyke : sana
7. ve min el ahzâbi : ve taraftarlardan, gruplardan, hiziplerden
8. men yunkiru : inkâr eden kimseler
9. ba'da-hu : onun bir kısmı
10. kul : de
11. innemâ : sadece, yalnız
12. umirtu : ben emrolundum, bana emredildi
13. en a'bude allâhe : benim Allah'a kul olmam
14. ve lâ uşrike : ve ben şirk koşmam
15. bi-hi : ona
16. ileyhi : ona
17. ed'û : ben davet ederim
18. ve ileyhi : ve ona, o
19. meâbi : meabım, dönüş yerim, dönüşüm, sığınağım

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahû Tealâ, bütün insanları ve cinleri sadece Allah'a kul olsunlar diye yaratmıştır. Allahû Tealâ, Zariyat Suresinin 56. âyet-i kerimesinde buyuruyor: 

51 / ZÂRİYÂT - 56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûni.
Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım. 

Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e de tabiatıyla aynı emri vahyetmiştir: "Bana ulaşmayı dile ve Bana kul ol" Allah'a ulaşmayı dileyen aynı zamanda takva sahibi olarak şirkten de kurtulur.

30 / RÛM - 31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). 
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. 

30 / RÛM - 32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar. 

Kulluğun sahâbe için başlangıç noktası, Allah'a ulaşmayı dilemektir. 

39 / ZUMER - 17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi). 
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele! 

Kişi, mürşidine ulaştığı zaman ruhu Allah'a doğru yola çıkar. Nefs tezkiyesi ile birlikte, fizik vücut Allah'a kul olmaya başlar. Üç vücut da Allah'a kul olmak üzere harekete geçmişlerdir. Sonra ruh, Allah'a ulaşır, Allah'a kul olur. Ardından fizik vücut şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olur ve Allah'ın bütün emirlerini yerine getirir; yasak ettiği hiçbir şeyi işlemez. Sonra nefs, daimî zikre ulaşınca Allah'ın bütün emirlerini yerine getiren, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen bir özellik kazanır. En sonra da irade, Allah'ın iradesine bağlanır; o da Allah'a teslim olur, yani kul olur. 

Şirk koşmamak da kul olmanın faktörlerinden bir tanesidir. Allahû Tealâ, Fussilet Suresinde buyuruyor: 

41 / FUSSİLET - 33: Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne). 
Allah'a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır? 

İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V) de "Ben, O'na davet ederim." demiştir. Âyet-i kerime, sanki Kur'ân'ın bütününü ifade eden bir muhteva taşımaktadır.Rad Suresinin bu âyet-i kerimesi, dînlerin birleştirilmesi istikametinde özel bir önemi olan bir âyet-i kerimedir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e indirilene sevinenler, kendilerine kitap ve-rilenlerden hristiyan ve musevî toplulukların içerisinde, Peygamber Efendimiz ve sahâbe ile aynı hayatı yaşamakta olanlardı. Bunlardan musevîler, Hz. Musa'dan o güne kadar gelen adetleri aynen devam ettirenler; hristiyanlar da Hz. İsa'nın söylediklerini asırlardan beri yaşayanlardı. Ancak bu topluluklar içerisinde Allah'ı inkâr edenler de vardı. 

Bu âyet, Allah'a kul olmaktan, Allah'a şirk koşmamaktan ve Allah'a davet etmekten, Allah'a sığınmaktan bahsetmektedir. Kur'ân kavramlarının birçoğunu muhtevasına alan özel bir âyet olup, Kur'ân'ın temellerini vermektedir.

13/RA'D-36

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Kendilerine kitap verilenler sana indirilene sevinirler. Gruplardan, onun bir kısmını inkâr edenlere şöyle de: “Ben, sadece Allah'a kul olmakla ve O'na şirk koşmamakla emrolundum. Ben, O'na davet ederim ve dönüşüm O'nadır (meabım, sığınağım, dönüş yerim O'dur).

Diyanet İşleri

:

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.”

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen şeyden dolayı sevinirler ve bölükler içinde onun bir kısmını inkâr edenler de var. De ki: Bana, Allah'a kulluk etmem ve ona şirk koşmamam emredildi. Ona dâvet etmedeyim, sonucu dönüp varacağım yer de onun tapısıdır.

Adem Uğur

:

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilene (Kur'an'a) sevinirler. Fakat (senin aleyhinde birleşen) guruplardan onun bir kısmını inkâr eden de vardır. De ki: "Bana, sadece Allah'a kulluk etmem ve O'na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O'nadır.

Ali Bulaç

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen dolayısıyla sevinirler; fakat (müslümanların aleyhinde birleşen) gruplardan, onun bazısını inkâr edenler vardır. De ki: "Ben, yalnızca Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben ancak O'na davet ederim ve son dönüşüm O'nadır."

Ali Fikri Yavuz

:

Kendilerine kitap verdiklerimizden iman edenler, sana indirilen bu Kur’ân ile ferah duyuyorlar. Düşmanlıklarından ötürü Peygamberin aleyhinde hizibleşenlerden Kur’ân’ın bir kısmını inkâr eden de var. (Ey Rasûlüm), de ki: “- Ben yalnız Allah’a ibadet etmekle ve ona ortak koşmamakla emrolundum; ancak ona davet ederim ve dönüp varışım da ancak onadır.”

Bekir Sadak

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenden memnun olurlar. Karsi guruplar icinde ise, onun bir kismini inkar edenler vardir. De ki: «Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'na asla ortak kosmamakla emrolundum. Hepinizi ancak O'na cagiriyorum ve donusum O'nadÙr.»

Celal Yıldırım

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen şey (Kur'ân) ile sevinirler. (İslâm aleyhine birleşen) gruplardan kimi onun bir kısmını inkâr eder; de ki: Ben ancak Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ancak O'na davet ederim ve dönüşüm de O'nadır.

Diyanet İşleri (eski)

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenden memnun olurlar. Karşı guruplar içinde ise, onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: 'Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'na asla ortak koşmamakla emrolundum. Hepinizi ancak O'na çağırıyorum vedönüşüm O'nadır.'

Diyanet Vakfi

:

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilene (Kur'an'a) sevinirler. Fakat (senin aleyhinde birleşen) guruplardan onun bir kısmını inkâr eden de vardır. De ki: «Bana, sadece Allah'a kulluk etmem ve O'na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O'nadır.

Edip Yüksel

:

Kendilerine kitap vermiş olduklarımız sana indirilene sevinirler. Bazı gruplar onun bir kısmını inkar ederler. De ki: 'ALLAH'a kul olmakla ve O'na ortak koşmamakla emredildim. O'na çağırırım ve dönüşüm de O'nadır.'

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Bir de kendilerine kitab verdiklerimiz sana indirilen bu kur'an ile ferah duyuyorlar, ahzapdan bazısını inkâr eden de var, de ki: Ben ancak Allaha kulluk etmekle ve ona şirk koşmamakla emrolundum, ben ona davet ederim, varacağım o

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Biz de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen bu Kur'an ile sevinç duyuyorlar. Muhalif hiziplerden, bazısını inkar edenler de vardır. De ki: «Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'na şirk koşmamakla emrolundum; ben O'na davet ediyorum, varacağım O.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Bir de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen (vahiy) le sevinç duyuyorlar. Bununla beraber hizipleşenlerden, âyetlerin bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: «Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'na şirk koşmamakla emrolundum. Ben O'na davet ediyorum, dönüşüm de O'nadır.»

Fizilal-il Kuran

:

Kendilerine kitap gönderdiğimiz kimseler, sana indirilen mesajı sevinçle karşılarlar. Fakat karşıt gruplar içinde bu mesajın bir bölümünü inkâr edenler vardır. Onlara de ki; «Bana Allah'a kulluk etmem, O'na ortak koşmamam emredildi; O'na çağırırım insanları; O'nadır dönüşüm.

Gültekin Onan

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen dolayısıyla sevinirler fakat [müslümanların aleyhinde birleşen] gruplardan, onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: "Bana, yalnızca Tanrı'ya kulluk etmem ve O'na ortak koşmamam buyruldu. Ben ancak O'na davet ederim ve dönüşüm (meab) O'nadır."

Hasan Basri Çantay

:

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler sana indirilen (bu Kur'an) ile sevinirler. Fakat (peygamberlerin aleyhinde birleşen) güruh içinde onun bir kısmını inkâr eden kimseler de vardır. De ki: «Ben ancak Allaha kulluk edib Ona ortak koşmamamla emrolundum. Ben ancak Ona düâ ederim. Dönüşüm de yalınız Onadır.»

İbni Kesir

:

Kendilerine kitab verdiklerimiz, sana indirilenden memnun olurlar. Karşı gruplar içinde de onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: Ben, ancak Allah'a ibadet etmek ve O'na şirk koşmamakla emrolundum. Ben, hepinizi O'na çağırıyorum ve dönüşüm de O'nadır.

Muhammed Esed

:

Bunun içindir ki, kendilerine bu vahyi bahşettiğimiz kimseler (ey Peygamber,) sana indirdiklerimizden ötürü sevinir, hoşnut olurlar; fakat başka inançların bağlıları arasında onun bir kısmının geçerliliğini inkar edenler var. (Ey Peygamber, onlara) de ki: "Ben yalnızca Allah'a kulluk etmekle ve O'ndan başkasına tanrısal güçler, tanrısal nitelikler yakıştırmamakla emrolundum: (bütün insanlığı) O'na çağırıyorum ve dönüşüm de O'nadır!"

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve kendilerine kitap vermiş olduklarımız, sana indirilmiş olan ile sevinirler ve muhtelif tâifelerden öylesi de vardır ki, (o indirilmiş olanın) bazısını inkar ederler. De ki: «Ben ancak emrolundum ki, Allah'a ibadet edeyim ve O'na şerik koşmayayım. O'na dâvet ederim ve dönüşüm O'nadır.»

Şaban Piriş

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilene memnun olurlar. Bazı gruplar içinde, onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: -Ben ancak Allah’a kulluk etmekle ve O’na asla şirk koşmamakla emrolundum. Duâm O’nadır, dönüşüm de O’nadır!

Suat Yıldırım

:

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler sana indirilen Kur’ân’dan memnun olurlar. Ama onlardan aleyhteki bazı gruplar, onun bir kısmını inkâr ederler. De ki: "Bana yalnız Allah’a ibadet edip O’na hiçbir şerik koşmamam emredildi. Sadece O’na dâvet eder ve ancak O’na yönelirim."

Süleyman Ateş

:

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilene sevinirler. Fakat kabilelerden onun bir kısmını inkâr edenler vardır. De ki: "Bana, yalnız Allah'a kulluk etmem ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamam emredildi. Ben (insanları) O'na da'vet ederim, dönüşüm de O'nadır."

Tefhim-ul Kuran

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen dolayısıyla sevinirler; fakat (müslümanların aleyhinde birleşen) gruplardan, onun bazısını inkâr edenler vardır. De ki: «Ben, yalnızca Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben ancak O'na davet ederim ve son dönüşüm O'nadır.»

Ümit Şimşek

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenle de sevinirler. Fakat çeşitli topluluklardan, Kur'ân'ın bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: Ben hiçbir şeyi ortak koşmaksızın sadece Allah'a kulluk etmekle emrolundum. Ben Ona çağırırım; dönüş de Onadır.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenle ferahlarlar. Ama hiziplerden bazıları onun bir kısmını inkâr ederler. De ki: "Bana, yalnız Allah'a kulluk etmem, O'na ortak koşmamam emredildi. Ben O'na yakarır, O'na davet ederim. Dönüşüm de O'nadır."

Abdullah Aydın

:

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler (den müslüman olanlar) sana indirilen Kur'an ile sevinirler. Fakat peygamberlerin aleyhine birleşenler içinde Kur'an'ın bir kısmını inkar edenler de vardır. (Habibim!) De ki: "Ben yalnız Allah'a kulluk etmekle ve O'na eş koşmamakla emrolundum. Ancak O'na davet ederim ve dönüp varışım da ancak O'nadır."

Ahmet Davudoğlu

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen (bu Kur'an) la ferah duyuyorlar. Hiziblerden onun bir kısmını inkar eden de var. De ki: "Ben yalnız Allah'a kulluk etmekle ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Yalnız O'na davet ederim, dönüşüm de yalnız O'nadır."

Ali Arslan

:

Ben yalnız O'na sığınırım ve dönüşüm yalnız O'nadır.

Arif Pamuk

:

Kendilerine Kitab verdiklerimiz, sana indirilen Kur'an ile sevinirler. Fakat senin aleyhinde birleşen gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. De ki: "Bana, sadece Allah'a kulluk etmem ve O'na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O'nadır."

Ayntabî Mehmet Efendi

:

Kendilerine Kitab verdiklerimiz, Sana inzal olunana (bu Kur'ân'a, Kitablarına uygun olduğu için) sevinirler. Kitab ehlinden Kur'ân'dan bir kısmını inkar edenler de var. De ki “Ben, ancak Allah Teâlâ'ya ibadet etmekle ve O'na şerik koşmamakla emrolundum. Ben ancak (insanları) O'na (O'nun tevhid ve dînine) da'vet ederim ve herhalde rücûum O'nadır.”

Bahaeddin Sağlam

:

Yalnız O'na çağırırım, yöneliş ve dönüşüm yalnızca O'nadır.

Diyanet Vakfı (1993)

:

Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O'nadır.

Hasan Tahsin Feyizli

:

Sizi, ancak O'na davet ediyorum, dönüşüm de ancak O'nadır.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Hepinizi ancak O'na çağırıyorum ve dönüşüm O'nadır.

Hüseyin Kaleli

:

“Ve kendilerine kitabı getirdiklerimiz, sana indirilenle sevinirler. Gruplardan onun bazısını inkar eden kimseler de vardır. “Ancak Allâh’a kulluk etmemle ve O’na şirk koşmamamla emrolundum. Ancak O’na davet ederim. Dönüş de yalnız O’nadır.” de.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

Kendisine kitap verdiklerimiz, sana indirilen Kur'an ile sevinç duyarlar. Çeşitli topluluklardan da öyleleri vardır ki, Kur'an'ın bir kısmını inkar ederler. De ki: "Ben ancak Allah'a ibadet etmekle ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben O'na dua eder, halkı O'na cagırırım; dönüşümde onadır."

Mustafa İslamoğlu

:

Yine, kendilerine (bu) Kitab’ı emanet ettiğimiz (mü’min) kimseler, sana indirilenlerden dolayı seviniyorlar. Fakat muhalif müttefikler arasında onun bir kısmını inkar edenler de bulunmakta. (Onlara) de ki: “Ben sadece Allah’a kul olmakla ve O’na ortak koşmamakla emrolundum: Yalnız O’na davet ediyorum, zira dönüş yalnızca O’nadır.

Nedim Yılmaz

:

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler sana indirilenlere sevinirler. Fakat o gruplardan Kurân’ın bir kısmını inkâr edenler vardır. De ki: “Bana ancak Allah’a ibadet etmem ve O’na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O’na dua ederim. Dönüşüm de yalnız O’na olacaktır.”

Ömer Rıza Doğrul

:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana gönderilenle sevinirler, fakat (müslümanlara karşı birleşen) fırkalar içinde onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: Bana ancak Allah'a kulluk etmek, O'na ortak koşmamak emrolundu. (Sizi) O'na davet ediyorum. Dönüşüm de O'nadır.

Talat Koçyiğit

:

Ben (insanları) O'na davet ediyorum, dönüşüm O'nadır.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

Ben ancak O'na dâvet ederim. Dönüşüm de O'nadır.

Bir Heyet

:

Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O'nadır.

 

 

 

Gösterim: 511